Kemal can

Kemal can
Sonra çekildim bir kenara, seyrettim bütün olup biteni. Baktım kimde ben ne kadarım? Kim bende ne kadar kalmış diye. 
"Hayatı kırıp döken asalaklardan değil, onu inşa eden ve güzelleştiren insanlardan olun."
Sayfa 221·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Yakıtı iyice doldurulmuş bir lamba 'Ne yapmam gerek?' diye sormaz."
Sayfa 217 - Macdonald'ın kitabından.·Kitabı okudu
"Herkes yaşam koşullarının ağırlığından, karşılaştığı zorluklardan ve hayatın düzensizliğinden bahsedip yakınıyor. Fakat hayatı düzene sokmak ve daha yaşanılır kılmak için kimsenin bir şeyler yaptığı yok. Sanki hepimiz hayatın dışında kalan seyircileriz ve sanki hepimizi sınırsız yetkilerle donatılmış hâkimler olarak görevlendirmişler. Herkes büyük işler, büyük şahsiyetler ve büyük mutluluklar talep ediyor, ama kendisini ve çevresindeki hayatı geleneksel bayağılığın, aptallığın ve hiçliğin bir milim üzerine çıkararak yükseltmek çok az kişiyi düşündürüyor. İnsanlar, ne olursa olsun, borçlarını ödemekten kaçan borçlulara benziyorlar."
Sayfa 214 - Macdonald'ın kıtabından.·Kitabı okudu
Günümüz müslümanlığı.
Macdonald. “Tanrı'yı ve dini inkâr ettikleri söylenemez, sadece Tanrı hakkında konuşmuyor ve düşünmüyorlar. Hayatlarında Tanrı'nın ve dinin bir rolü yoktur. Herkes onları Hıristiyan olarak gördüğü için onlar da kendilerine Hıristiyan diyorlar, fakat ne İsa Mesih'i, ne de onun öğretilerini anıyorlar. Nedense hiçbir anlam taşımayan bazı isimler kalıyor. Kurumuş nehirler de böyle, çok uzun süre susuz olsalar da, “nehir? diye adlandırılmaya devam ediliyor. Bizim “kuru Hıristiyanlarımız da böyledir. İsa'sız, Tanrı'sız, dinsiz Hıristiyanlar. Onlara ihtiyaç duymayanlar.” “En hayret edilecek konu ise,” diyordu Macdonald, “yüzlerce mabedin varlığıdır. Üstelik yenileri de inşa ediliyor. Buralarda binlerce rahip görev yapıyor. Bu mabetlerde her bayram ayinler icra ediliyor. İnsanları vaftiz ediyor, nikâhlıyor ve günahlarından arındırıyorlar. Ama bütün bunlar 'boşuna'dır!"
Sayfa 208·Kitabı okudu
21. Yüzyıl Türkiyesi
"Tarım, hayvancılık, tuğla yapımı, kâğıt ve kumaş üretimi gibi alanlar geliştirilmiş, fakat milyonlarca emekçinin beyni, ruhu, sağlığı ve hayat koşullarının iyileştirilmesi, tok olması gerektiğini kimse düşünmemiş ve düşünmek istememiştir. Halkın alt kesimlerinin hayatı, maneviyatı, karakteri ve refahı adeta kaderine terk edilmiştir. Sanki bu kimseyi ilgilendirmiyormuş gibidir. Sanki ebedi olarak, “Bırak bildikleri gibi yaşasınlar. Herhangi bir iyi gelişme olursa şükretsinler. Eğer kötü bir şey yaşanırsa da sabretsinler,” diye karar alınmıştır."
Sayfa 179·Kitabı okudu