Akif Gündoğdu'nun Kapak Resmi
Akif Gündoğdu tekrar paylaştı. 3 saat önce

Cahit Zarifoğlu
“Dedi ki;sen şairsin elindeki bu taş ne?
Dedim ki;şair aşka boyun eğer,
Zulme değil…”

Cahit Zarifoğlu

Akif Gündoğdu tekrar paylaştı. 3 saat önce

Ahmet Arif
...
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...

Ahmet Arif

Akif Gündoğdu tekrar paylaştı. 4 saat önce

Rahip sordu: Ne taşıyorsunuz siz?
Dediler :Hz. Alinin oğlu Hüseyin'in başını..
Dedi : Kendi peygamberinizin kızı Fatima'nın oğlu mu?
Dediler :Evet.
Rahip dedi : Eğer Hz.İsa'nın bir oğlu olsaydı biz Hristiyanlar onu başımızın üstünde taşırdık.
Siz ise kendi Peygamberinizin kızının oğlunu öldürdünüz....
Lanet olsun size....

Akif Gündoğdu tekrar paylaştı. 6 saat önce
Ali AYDIN, bir alıntı ekledi.
Dün 03:20 · Kitabı okuyor · Beğendi

Dıştan bir suçlu her zaman vardır.Suçun yada,daha iyisi sorumluluğun yalnızca bize ait olduğunu kabullenmek,çok cesaret ister...

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Susanna TamaroYüreğinin Götürdüğü Yere Git, Susanna Tamaro
Akif Gündoğdu tekrar paylaştı. 6 saat önce

'' Döğüşenler de var bu havalarda
El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
Ümit, öfkeli ve mahzun
Ümit, sapına kadar namuslu ''

''Bir kuş gibi özgür olmak isterdim gökyüzünde,
malum yeryüzü yasaklarla dolu;
kimi dilini, kimi dinini, kimi ise
sevdasını yaşayamıyor..."

Akif Gündoğdu, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yıpranmış,tükenmiş,şaşkın durumdaydım.Ama bütün şaşkınlığıma rağmen gerçekler bütün iğrençliğiyle karşımdaydı...

Yeraltından Notlar, DostoyevskiYeraltından Notlar, Dostoyevski

Oğuz Atay
"Söyle evladım" diye teselli ederdi annem beni.
"Söyle de içine hicran olmasın"...
Hicran oldu anne....

Onlara göre hepimiz Cehenneme gideceğiz...
Kim kim mi gitti :
Hızır Paşa'ya direnen Pir Sultan,
Faşizme teslim olmayan Mahir Çayan,
Kadınlar için mücadele eden Clara Zetkin,
Emperyalizme karşı savaşan Atatürk,
Deniz ve yoldaşları
Kendi hakları için mücadele eden Hrant Dink,
Sınıf mücadelesi veren Lenin,

Bunların olduğu Cehennemde kim olmak istemez ki...

Akif Gündoğdu, bir alıntı ekledi.
 22 May 16:18 · Kitabı okuyor

Cigaram elimi yakıyor
Maltepe'de etrafı karanlığın cüceleri ile çevrilmiş
Marş söyleyen iki adalı
İki adalının her marş söyleyişlerinde silahlar susar
Maltepe'nin göbeğini derin bir sessizlik kaplar
Dalga dalga ADA'lının gözünde her şey silinir
Karanlığın militanları küçülür küçülür
Sanki bir an önce atılanlar tomson kurşunları değil
O an, ne binlerce güvenlik kuvvetleri ne polis
Ne zırhlı tugay, ne tomson, ne mitralyöz
Her şey önemsiz, küçük ve eksiksizdir
iki Adalı için
Adalıların korosu karanlık cücelerinde bir panik yaratır
Yüzlerinde şaşkınlığın, ezikliğin, birazda utancın ezikliği okunur
Sanki ilahi bir kuvvet, onların ellerini kollarını bağlamıştır
SOL yumrukları havada pencerenin önünde
Boy hedefi oldukları halde ateş etmezler
Garip bir andır bu an
Bir an karanlık cücelerinin insanlığa dönüş anıdır
Cüceler konuşmazlar bile bu an
Büyülenmişlerdir. İki adalının havaya kalkmış
SOL yumruklarıyla
Ve kaybolup gitmişlerdir. İki koronun nameleri arasında
Koro susar, büyü bozulur, görevlerini hatırlar cüceler
Eller tetiklere Turrrr........
Ve de CEVAHiRiM'i kalbime gömer
Dönerim hain hücreme.

MAHİR ÇAYAN

İki Adalı, Turhan Feyizoğluİki Adalı, Turhan Feyizoğlu

Karalama
Nice gaye edindim yaşamımda, fakat belki de en önemlisi iyi insan olabilmekti. Dilimde kurduğum dua şekilleri, iyi bir eş iyi bir baba, iyi bir evlat, iyi bir arkadaş ve iyi bir kul olabilmek içindi. An oldu kalp kırdım çok zaman geçmeden kahırlar için de özür diledim. Kimi zaman başkaları adına derin hüzünlendim, kimi zaman kendi adıma. Ve ara sıra utanmalarım oldu gözlerim dalgın, yüzüm masum bir tavırdayken. O anlardan birini yaşadım bugün hüzün yağmurları tane tane akarken yüreğime dudaklarım çaresizdi. Anlatamıyordu Tükenmişliğini, yetersiz kalıyordu kelimeler. Çok değil 23 yıl kadar bir ömür geçmişim var ama hiç bir zaman radikalleşmedim tartılı tartısız konularda menfi müspet eserlerde, kişilerde, başkasının hayatlarında... Belki de en önemlisi iyi insan olabilmekti benimkisi... Samimi ve candan. Yaşamına düstür edilmiş vaziyette ihanetten uzak bir ömürde. kime mi? Anneme, Tarihe inat yaşayan ihtiyar babama, sevdiğime, ve Rabbime Zira; Hasbünallah Ve Ni’mel-Vekil Ve Nimel Mevla Ve Nimen-Nesir Ğufrâneke Rabbenê Ve İleykel-Mesîr (Al-i İmran 173)

“Allah bize yeter O ne güzel vekildir. Ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır. Bizi bağışlamını diliyoruz ey rabbimiz dönüşler yalnızca sanadır.''

A. Gündoğdu

Akif Gündoğdu tekrar paylaştı. 21 May 23:20
Ali AYDIN, Yitik Bir Aşkın Gölgesinde'yi inceledi.
19 May 22:30 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

AĞRI; kadim, kutsal Dağ. Ağrı geçmişini ve geleceğini arayanların, aşıkların, dervişlerin ziyaretgahı.Başkaldırının yurdu.Başı göklere eren, ateşten dağ. Mazlumların sığınağı,Xoybun'un kalesidir Ne güzel de Memleketimi Anmış Üstad "Mehmet Uzun"...
Bizim burda ilk Cemreyle başlar baharın ihtişamı...tozlu duvarlada güller açar.Yağmurun toprakla buluştuğunda Etrafa yayılan o enfes kokuların esiri olur herşey...Bir bakıştan çok daha fazlasıdır güzide Aşklar.Kelimelerden yoksun Nağmeler dökülür gönlümüzden...
Bayramlık Sevinçlerini yaşayan çocuklar misali,Bir özlemdir bizim için eskiyenler. Buram buram tüter gözlerimizde burnumuzda..."Yılmaz"derken "Deniz"lenir Gözlerimiz Ardından Hüsnü zan "Ahmet" türküleri dolanır dilimize...
Üstad Bediüzzaman'ın buyurduğu gibi; Elbette yer altına girmiş bir çekirdeğin hava aleminde
bir ağaç olması gibi...Yer altına giren bir insanda,alem-i
berzahta elbette bir hayatı bakiye sümbülü verecektir...
Yaşadığımız toplumsal süreçte,son derece bozulmuş insan karakterleriyle yoğun olarak karşılaşıyoruz.Ne yazık ki bu karakteri bozulmuşlar topluma yön vermeye başladılar.Ve artık müthiş sıkılıyorum...Daha kötüsü, insanlardan soğuyorum.Çevreme baktığımda para için her şeyi yapmayı olağan gören ve bunun için kirli ilişkilere giren tipler neticede az değil.Oysa biz bu toplumun bireyleriyiz.Birbirimize ihtiyacımız var.Birbirimize güvene bilmeli ve sosyal toplumun sorumluluk bilinciyle hareket edebilmeliyiz.Ama elden ne gelir? Sevgiden,yakınlıktan,insanca davranmaktan anlayanlar o kadar az ki.Büsbütün kabalaşmaktansa, uzaklara gitmek insana daha iyi gibi geliyor.Ama oda çözüm değil.İnsanca yaşayıp birbirimizden keyif alabilmemiz için, sosyal toplumun tarafında yer alıp en azından mücadelesini verebilmeliyiz...
Halbu ki; Aynı şarkılarda hüzünlenendik aynı acıları yaşayan aynı bayramlarda gülendik aynı safta duran...Yıldırım misali suizan düştü kardesler arasına Aydınlar Karanlığa Karanlık Aydınlığa Büründü...Üstad Kemal Sunal Haklı çıktı.Halbuki Gülerdik onu izlerken...Şimdi Anlayınca herseyi ne acıtır oldu gülümsemeleri...Eskiden Sabah beş çiminde ıslanmış güllerimiz vardı yine Efendimizin ikliminde yetişen onunla herşeyi dile getirirdik içimizdekilerini gönlümüzdekilerini dilimizde düğümlenen sözcükleri...Taaaki zengin züppelerin pahalı karanfilleri gölge düşürene dek...
Ülkesinden sürgün edildikten sonra hep onun özlemiyle yaşayan, dönüş umudunu hep içinde taşıyan, sonrasında sevgilisi ile ülkesi arasında seçim yapması gerektiğinde ülkesi için savaşmayı seçen, her iki seçiminde de yenilen Kürt aydını Memduh Selim Bey’in hikayesidir anlatılan...
Ülke özlemi içinde büyürken, aşkın ateşiyle yanar.Ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşur, çaresizlik içinde ölür. Büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuk…
İnsanın eli kalem tutmayıncaya kadar, yazmanın ne denli zor iş olduğunun ayrımına varamıyor.Hele hele okumaya mecali de niyeti de pek olmayan bizim gibi toplumlarda, okumadan, fikir sahibi olmadan hemen her konuda her bir şeyi bildiğini zanneden bir dolu aklı evvel çevrenizi sarar ve mektup dahi yazma becerisi olmayanlar olur olmaz durumlarda eleştirmen kesilirse, varın yazmanın nasıl da belalı bir iş olduğunu artık siz düşünün...
"Mantıklı düşün"diyorlar.Akılcı olmamızı, "romantik"davranmamamızı istiyorlar... "Savaşa ben de karşıyım"diye başlayıp "ama"kıvırtmasıyla süren soğukkanlı konuşmalarda, bu savaşta ve paylaşım sofrasında yer almamız gerektiğini anlatıyorlar.Bizi,Duygusal olmakla suçluyorlar...
Ne çare ki; Duygusalız...
Bebeğin cesedi başında dövünen anneyi görünce"Savaşta olur böyle şeyler" diyebiliyoruz...Saçları toprağa dağılmış kızına bakarken "sağlıklı" Düşünemiyoruz. O an, "iyi bir haberim var; bomba düştü ve arkadaşımız filme çekti" diyen muhabiri, borsanın savaşa olumlu tepki verdiğini bildiren broker'i, "Türkiye'nin büyük fırsat kaçırdığından" yakınan yorumcuyu yakasından tutup sarsmak "Siz neden bahsediyorsunuz, çocuklar ölüyor orada"…Diye haykırmak geliyor içimizden…
Ah duygusalız, olmaz olsun!!!...
Hesap bilmiyoruz; reel, politikten anlamıyoruz.Kaçırdığımız dolarlar ve küstürdüğümüz süper güçlerin ileride bize pahalıya mal olacağını düşünüyoruz. Türk filmleriyle büyümüşüz; Onurumuzu satın almaya kalkan Önder Somer'e diklenirken “neyine güveniyorsun” diye damarımıza basıldığında bükük boynumuz bir Sadri Alışık gururuyla dikiliyor birden…
Bombardımanda insanlığın en eski değerlerini savunuyoruz; Barışı, insan canını, mazlum hakkını, hukuku, bağımsızlığı, meşruiyeti…
Savaş, etkisi yıllar sürecek bir dönüşüm yaratıyor...
Tarih, kimin ne olduğunu belgeliyor.
Milliyetçiliğiyle ün yapmış kalemler her gün teslimiyet çağrıları yaparken, biz ki kaç kez suçlanmışız vatana ihanetle... haramı, helali, onuru, itibarı yazıyoruz, haysiyetten, tarihten, kimlikten, gelenekten söz ediyoruz...
Savaş sayesinde bulduk birbirimizi…
Silkindik miskinliğimizden; Saldırganın kaba sabalığı, rafa kaldırdığımız sloganlarımızla,“hayır”lı pankartlarımızla, barış şarkılarımızla buluşturdu bizi…
Kobani'nin direnişinde yurtseverliğin o güzelim dayanışma ruhunu bulduk...
Ne yapalım duygusalız...
Toprağımız öyle karılmış...
İbrahim Peygamber'i yakacak odunların, balığa dönüştüğü efsanesi fısıldanmış kulağımıza…
Filleri taşlayan ebabil kuşlarının, küffarın gözünü kör eden çöl fırtınalarının masallarıyla yetişmişiz...
Hem kadere, alınyazısına, şahadete boyun eğen bir tevekkülle, hem zalime, haksıza, insafsıza isyan eden bir temayülle büyümüşüz...
O isyandır ki, bugün dünyanın en büyük ordusunu şaşkına çeviriyor...
Şahinler, güç gösterileri içinde insanı görememenin bedelini ödüyor...
Yanlış hesaplar, Putin ve Tramp'tan dönüyor...
Ve biz, global saldırganı bataklığa gömebilecek, dünyanın kaderini değiştirebilecek bu direnişi çaresizlikle, sevinçle, duayla izliyoruz...
Belki, ağır bedel ödeyeceğiz; Ödemedik'mi zamanında...
Ama Türkiye satılmış bir ülke, Dünya Putin, Tramp'tan perest bir gezegen olmayacak...
Bir insanlık suçuna alkış tutmanın utancıyla yaşamayacağız...
Çocuklarımıza "Haksız bir saldırıya karşı meşruiyetin ipine sarıldık, insanı savunduk" diyeceğiz.Peki ama Ne zaman..?
Cebimizden uçan dolarlar için değil, adını bile bilmediğimiz, saçları toprağa dağılmış Sur, Nusaybin, Cizre, Yüksekovalı kızlar ve çocuklar için dertleneceğiz....
Bunlar duygusallıksa, gururla söyleyebiliriz; Çünkü Duygusalız biz…
Kendim ile Duygusallığıma tel örgü çekerek; Bu mükemmel kitabı herkeze tavsiye ederim Saygılarımla...