Sema

Sema
@Akis__
Dijital not defteri
Bir kez ayakları üstünde dikildi mi, olduğu yerde kalamaz insan.
Reklam
İnsan, bedeninden çok ruhunda yaşadığını fark edebilirse, kendini de pencereden bakar gibi dışarıdan seyredebilir. Olayların etkisi altına girerek, onları sahiplenerek, kendini olayların nesnesiymiş gibi düşünerek onlardan aşırı etkilenmek yerine, onları dışarıdan seyrederek, sahiplenmeden, onlara maruz kalan değil de şahit olan biriymiş gibi davranabilir. Olayların içine girmeden, dışarıdan bir gözle, acıyı çeken olarak değil, acı bir sahneyi dışarıdan seyreden biri gibi kendisini algılayabilir. Yaşadıklarını dışarıdan bir bakış açısıyla seyrederek, onların olumsuz etkilerden kurtulabilir.
Arapçadan dilimize geçen 'imza' ve 'mazi' kelimeleri, aynı köktendir. İmza, iş bitince, yani mazi olunca atılır. Mazi, yani geçmiş, altına imza attığımız bir şeydir ve geri döndürülemez. İnsan geçip gitmiş günlerdeki olumsuzlukları akılda, hatırda, hafızada sıcak tutarak, var olan sabrı geçmişe de yöneltir ve bugüne lazım olan sabır gücünden olur; bu yüzden şimdi yaşadığı musibet ona olduğundan daha büyük, mevcut dayanma gücüyse gerçekte olduğundan daha az görünür.
"Sessiz tohum, bülbül onu yutunca aşk şarkılarına dönüşür."
İnsan kendini sahiplenmeyip, varlığını bedenine ve zamanı şimdiye münhasır kılmadığı müddetçe, ruhuyla, geçmiş zamanın derinliklerine inip, oradaki acıları, hüzünleri, hataları bulabilir ve onlarla yüzleşebilir; geçmişte oluşan boşlukları doldurup, acıları sevinçlere, günahları sevaplara dönüştürebilir. Kalp ve ruhuyla olayların onu negatif etkileyen taraflarına ulaşıp onları tadil edebilir. Beden merkezli düşüncelerden vazgeçen biri yine hayal ve ruhuyla kendi geleceğine yükselip, oradaki korkularla yüzleşerek, onları birer mutluluk kaynağına dönüştürebilir. Geçmiş ve geleceğin okyanusunda kürek çekebilen bir ruh, 'şimdi'nin dar ve 'burada'nın kısıtlı alanında, bütün zorlukların en bunaltıcı yanlarını üstlenmekten kurtulmuş olur.