Sema

Sema
@Akis__
Dijital not defteri
Eşyadan bir ricattir. Bakın, nesneler gözümüzde eski anlamını kaybediyor. Oruçla şeffaflaşan bedenimiz yepyeni dikkatler kazanıyor. Ezanı yeniden fark ediyor mesela, demek ki işitmemizde bir tazelik var. Kokular değişiyor sonra. Görüş alanımıza girenler ve görüş alanımızdan çıkanların kadrosu da. Eşya, biz yemedikçe, içmedikçe, uyumadıkça geriliyor; ruh, kazandığı yeni güçle serpiliyor. Ezanı işiten artık candır. Can, kulağını açmış, kaybettiği bütün sesleri derlemek için harekete geçiyor.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şu dünyada insan olmaktan başka bir vazifemiz yok. İnsan olabildikçe, insan olmanın ne olduğuna dair de güçlü bir şuur kazanacağız. Bu şuur başka insanlara bakışımızda önümüzü aydınlatacak. Başka insana duyduğumuz hürmet, bizim hürmete layık oluşumuzda temellenecek. Hürmet görebilmek için değil, hürmet görmesek bile cevherimizin hürmete layık olması bakımından hürmet gösteriyor olacağız. Hürmet göstermenin, karşımızdakini yücelten bir şey olmak yerine, bizi yüce kılan, bizim insan olmaya dair şuurumuzu keskinleştiren bir şey olduğunu anlayacağız.
Ama insanın kıymetini takdir edebilmek için de kişinin önce kendisindeki insanlık cevherini takdir edebilmesi gerekir. Yani insanın kendisine bir insan olarak biçtiği değer, başka insan teklerine yönelik alakasını ve hürmetini de belirler. Başkasındaki anlamı değerli bulabilmesi için öncelikle bu anlamın kendisindeki yankısını bulabilmiş ve onu tanıyabilmiş olmalı. Yani, "Asaf'ın mikdarını (değerini) bilmez Süleyman olmayan / Bilmez insan kadrini âlemde insan olmayan." (Ziya Paşa)
Çünkü aslında insanın insan sayılması için gereken anlam, iç dünyasında yaşanmış hayatın bir muhassalası. İnsan olmanın anlamı, içte kurulan iklimin şartlarında yaşanmış bir hayatla açığa çıkıyor. İnsan içine çıkmaya mecali olmayan ve bir yatağa mahkûm olan bir kötürüm mesela, bir dış hayata sahip olmamakla birlikte, bu iç hayatı sebebiyle insan oluyor. Kalp yıkılınca, insan oluşun vasatı yıkılmış oluyor.
Seçilmemiş olduğumuza, aşk seçkinlerinden olmadığımıza seviniyoruz. Ama belki de üzülmeliyiz