Kitapta erkek beyninin kadın beyninden nörolojik olarak farklı olduğu anlatılmış. Alttan alttan bir erkeği koruma çabaları sezdim: “Siz anlayın, mazur görün, onlar da böyle” tarzında. Erkek çocuk bakamaz, erkek düşüncesizdir, erkek anlayamaz... Bu yargıların hepsi nörolojik sebeplere dayandırılmış; sanki sosyo-kültürel faktörlerin hiçbir etkisi yokmuş gibi. Bu noktadan sonra da kitap elimde sürünmeye başladı. Hatta öyle ki, kitabın sonu bana fazlasıyla manipülatif geldi.
Kadın inattır, gider. Erkek ölür. Kadın kısa sürede hayatına devam eder, başka biriyle birliktedir. Erkeğin ölüm şekli hâlâ kadının rüyalarına girmektedir ve bu rüyaları normalleştirmiş, umursamaz bir erkek yine kadının yanındadır.
Garip...
>>“Kız, adamın gözlerinin içine uzun uzun baktı. Delicesine sevdiği bu adamın nasıl olur da bu kadar duygusuz ve acımasız hale geldiğini bir türlü aklı almıyordu.”
Çok düşünme kızım, hepsi nörolojik sebeplermiş...