Kardeşlerim Bu din yalnızca anlayıp konuşmaktan ibaret değil. Ne kadar bilgiye sahip olduğunuzu göstermekten de ibaret değil. Bu din sizden, kendinizi Allah'a adamakta ne kadar istekli olduğunuzu görmek ister.
“Câbir (r.a.) bir gün Resulullah’ın kapısını çalmış, “Kim o?” diye sorduğunda Câbir (r.a.), “ben, ben” diye cevap vermiştir...”(Buhârî, İsti’zân17;Tirmizî, İsti’zân)
Hadis-i Şerif’in devamı var fakat benim dikkat çekmek istediğim konu; Rasulullah, kapının arkasında kim olduğunu bilmiyor ve kim o diye soruyor. Bazılarının şeyhlerine yüklediği “her şeyi bilir, görür” anlayışına veyl olsun! Şeyhinin yatakta kaç takla attığını dahi bileceğini söylemek hangi fıkhın ürünüdür? Sizin şeyhiniz Resulullah’tan daha mı mübarek? Allah’a mahsus sıfatları bir beşere yüklemek delaletin ta kendisidir.
Abbâd et-Temmâr şöyle diyor:
"Rüyamda Ebu Hanife'yi gördüm, şöyle sordum:
- Nereye vardın?
- Onun geniş rahmetine.
- İlimle mi?
- Nerede...? İlmin şartları, afetleri var o yolla kurtulan pek azdır.
- Peki neyle?
- İnsanların hakkımdaki haksız konuşmalarıyla.
MÜMİNLER, MÜMİNLERİ BIRAKIP KÂFİRLERİ VELİLER EDİNMESİN! KİM BUNU YAPARSA ONUN ALLAH'A HİÇBİR DOSTLUĞU KALMAZ. ONLARDAN GELECEK BİR ZARARDAN KORUNMAYA ÇALIŞMANIZ MÜSTESNA.