Gece, ayışığıyla yıkandığı serin, saydam, geniş bir zaman boşluğuydu. Acıyla örselenmiş zamandan içeri doğru bir kaçış, dönüşü düşünülmemiş kör bir uçuş, yaşamla ölüm arasında gidip gelen bir yolculuk denemesiydi ve sürmekteydi.
Unuttuğunu sandığı bir çok şey vardı yaşamında, ama unutmak yaşananların yok olmamacasına bizden uzaklaşması demek değildi. Unutmak, duyulan acıları sindirip kendine katmaktır, diye düşündü, unutmak yeni bir ülkedir.
…Zamanın bu kadar çabuk geçişi, insan hayatının böylesine kısa oluşu haksızlıktı. İnsan hele bir de kadınsa nasıl yaşaması gerektiğini öğrendiğinde iş işten geçmiş oluyordu. Nasıl seveceğini bildiğinde, akşam oluyordu.