Görsel olarak bu kadar alımlı bir biyolojik aygıtın ortaya çıkıp avantaj sağlayabilmesi için onu “beğenecek” veya “albenili bulacak” göz ve sinir sistemlerinin daha önce ortaya çıkmış olması gerekiyordu.
İnsan, büyük canlılık orkestrasının içindeki nadide bir enstrümandır. Diğer tüm canlılar gibi. Elden ayrı, kopuk, kafasına göre takılabilecek ve canlılık kurallarından bağımsız bir canlı değil; tam tersine o sisteme göbekten bağlı, tüm canlılıkla aynı kökeni paylaşan ve bunu fark ettiği oranda doğru yaşayabilecek özel bir canlıdır.
Sadece belli koşullar sağlandığında, sadece aynı dar rutin içerisinde “iyi hissedebilen” bir insan, sağlıklı değil “bağımlı”dır. Sağlık hali, hayatta karşımıza çıkabilecek farklı koşullar içinde dahi hem zihin hem de beden sağlığımızı sürdürebilecek (şimdilerde fit diye tabir edilen) bir uyum düzeyinde yaşayabilmektir.