Çok kolayca gevşer insanın eylemliliği,
O hemen mutlak devinimsizliği özler;
Dolayısıyla katarım insanın yanına,
Kışkırtıcı ve devinim veren bir arkadaşı
Şeytanın yaratıcı görevi bu işte.
Palyaço:
Tamamlanmış kişilikler bir şey beğenmez,
Oluş içindekilerse hep kanarlar.
Ozan:
O halde bana da geri vermelisin,
Oluş içinde olduğum o zamanları,
Yoğun ezgilerin kaynağı,
Hep yeniden doğurduğu,
Sislerin dünyayı perdelediği,
Tomurcukların mucizeler vaadettiği,
Ve ben, ovaları baştan başa kaplayan,
Binlerce çiçeği kopardığım zamanları.
Hiçbir şeyim yoktu, ama yetiyordu:
Gerçek tutkusu ve düşlerin hazı.
Geri ver gem vurmadan bu güdüleri,
Derin, acılarla dolu mutluluğu,
Nefretin gücünü, aşkın kudretini,
Geri ver bana, gençliğimi.
Git de başka bir hizmetkar bul kendine!
Ozan kişi, en yüce hakkı,
Doğanın bağışladığı insan olma hakkını,
Senin uğruna böyle alçakça yitirmemeli!
O nasıl sarsar bütün yürekleri?
Nasıl her unsura egemen olur?
Gönlünden çıkan uyumlu ses değil midir,
Ozanın bu başarısını sağlayan,
Ve dünyayı yüreğine geri çeken?
Doğa, elindeki iplerin sonsuzluğunu,
Kaygısızca döndürdüğü çıkrığa zorlarken,
Bütün varlıkların uyumsuz kalabalığı,
Keyifsiz ve karışık sesler çıkarırken:
Akıp giden ve hiç değişmeyen varlık dizisini,
Kollara ayıran ve ona can katan,
Ölçülerle devinmesini sağlayan kimdir?
Çok sesli uyumun tınısını elde etmek için,
Kimdir tekliği evrensellikle kutsayan?
Fırtınaları kim estirir tutkularda?
Kimdir gün batımının kızıllığına,
Ağırbaşlı bir anlam kazandıran?
Kimdir bütün ilk bahar çiçeklerini,
Sevgilisinin yollarına döken?
Şu anlamsız yeşil yaprakları kimdir,
Bir onur tacı halinde ören?
Olympos'u güven altına alan?
Tanrıları birleştiren?
Ozanlıkta kendini açıklayan,
İnsanın gücü değil midir bu?
Özellikle şimşekten korkan kadın
Dönerken fuardan
Sarı ve siyah oturaklı arabasında,
Memnun dönerken fuardan
Ağır siyah eteğine bürünüp.
Birden bir ışığın böldüğünü gördü ikiye göğü,
Sonra bir atın ateşler saçarak her yere
Yavaşça kaydığını gökten toprağa,
O soylu yüzüyle seyrederken manzarayı.
Ve titreyerek bekliyordu
Gelip düşecek diye üstüne
Acımasız şimşeğin gürültüsü,
Ve sessizce iner diye hala
Her yere alevler saçan at.
Dayanamayıp can verdi yuvarlanarak
Tavuklarla yumurtaların arasına.
Yedi yıl boyunca günlerce kadın
Kasabadan gelmesini bekledi onun,
Doğruca kalçalarının üstüne
Beyaz evinde.