Yüce Akhilleus'un, tanrılara benzeyen Akhilleus'un oturup da kendi zırhını cilalaması olacak iş degil. Ama Akhilleus bu işi seviyor, darbelerin ritmi, iyice inatçı bir kiri çıkarmak için sarf edilen çaba, pırıldayan bronzun insana sunduğu basit, erişilebilir ödül. Annesi bu zırhı ona verdiğinde Hektor'u bulup öldürmeye o kadar odaklanmıştı ki zırha dogru dürüst bakmaya bile zahmet etmemişti. Şimdi kalkanın güzelliğine hayran olmak için dünya kadar vakti var.