Kafamın içi sayfalar dolu ama boş sayfalar onları doldurmak için okuyorum.
Okuduğum kitapları ve filmleri paylaştığım İnstagram bloğum @complicatedblog takip ederseniz çok sevinirim.
Jane Eyre... Çocukluğundan başlayan hikayesiyle son sayfaya kadar sizi peşinde sürükleyecek olan içli bir çocuk olarak çıkıyor ilk başta karşınıza. Onun hikayesini okurken birden çok insanın hikayesini ortak oluyorsunuz. Yağmurlu bir sonbahar gününde battaniye altında okunası bir kitap. Okuyacaksanız sonbaharı bekleyebilirsiniz. Böyle güzel içinde ruh inceliği bulunan kitapları hep sonbahara yakıştırırım ben. Ben şimdi okudum iyiki okudum ama ileride belki iki bilemedin üç yıl sonra gönlüm hafif, insanı ve ruhu olan bir aşk hikayesi okumak istediğinde bu kitapla tekrar yolumuz bir sonbahar gününde kesişecek.
.
Gurur ve önyargı sevenlere kesinlikle önerilir ama burada sizi daha gurur ve önyargıdan tamamen soyutlanmış bir aşk hikayesini beklediğini belirtirim. Kitabımız direk bir aşk kitabı değil. Olay akışını söyle özetlesem sorun olmaz herhalde;
Jane’nin çocukluğu (sevilmiyor, istenmiyor)-Yatılı okul- Mürebbiye oluşu- Mr. Rochester ile duygusal yakınlık- olaylar olaylar ( detay vermiyorum heyecanı kaçmasın)- Köy okulu- Belirsizlik dönemi- Yüreğinizde kelebekler açtıracak bir son.
Şahsen Gurur ve önyargıdan sonra okumam iyi olmuş bence. Kitap aşırı akıcı. Aşırı aşırı aşırı. Elimden bırakamadın resmen. Uykudan uyanıp okuduğum oldu. Çünkü bir karakter değilde yakın bir arkadaşımın bana bir şeyler anlatması gibiydi. Konuşuyoruz konuşuyoruz ve onu dinlemekten asla sıkılmıyor. Sürekli bana anlattıklarına merak duyuyorum. Bana kendi içini açtığı için mutluluk duyuyorum gibi. Okumanız kesinlikle önerilir. Kitaplarla kalınj
Çünkü ona olan sevgim gün ışığında dağılıverecek
bir sis ya da yağmur yağınca yıkılıverecek bir kumdan kale değil, mermer üzerine yontulmuş bir yazıydı ki mermer var olduğu sürece silinmezdi.