17 yaşında fizik hocamın çantasında görüp merak ettiğim ve asla baskısını bulamadığım o kitabı dijital olarak yaklaşık 8 sene sonra buldum. Alice’in hikayesinde bence hepimiz geçmişteki ya da varolan ilişkimizden bazı parçalar bulacağız. Sıkıcı ve saçma bir romandan çok derin felsefi bağlantılar, atıflar bulunduran romanı okurken sık sık boşluğa dalıp düşüneceksiniz (şahsen benim öyle oldu). Kitap çok akıcı bir an bile sıkılmadan olaylar o kadar akıcı ilerliyor ki cidden kitabın sonuna geldiğimde nasıl bitti mi yani oldum. İlişki dinamiklerini biraz olsun anlamlandırmak için alice’in hayatı size bir kılavuz olabilir.
“Aşkta güçlü olmanın yolu, hiçbir şeyi umursamama yetisine sahip olmaktan geçer. Sen bana yanımda ne kadar mutlu olduğunu söyle, ben de seni hiç umursamadan konuyu değiştireyim ve o geeeki televizyon programlarından söz açayım, işte o zaman aşkta güçlüyümdür. Diğer alanlardan farklı olarak, aşkta daha güçlü olan taraf karşısındaki üzerinde hiçbir tasarısı ve talebi olmayan taraftır. Aşk iletişime ve anlayışa dayalı olduğu için, konuyu değiştirme ya da telefona iki saat sonra yanıt verme yoluyla iletişim ve anlayış yolunu tıkayan taraf; daha güçsüz, daha bağımlı ve daha muhtaç olan taraf üzerinde yıkıcı bir güç elde etmiştir.”
Bir daha okurum o kadar sevdim.