#okudukbitti
#ortakokuma
#kitapyorumu
Kitabın Adı: Göldeki Kadın
Yazarın Adı: Laura Lippman
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Sayfa Sayısı: 392
Yorum için sevgili Zeynep K. Ozcanli ve Arzu Ortaören 'e çok teşekkür ederim.
Müzikte çokseslilik diye bir kavram vardır. Bir ahenk ile tüm farklı sesler kulakta hoş bir tını, yürekte heyecan, mutluluk, üzüntü vb duygular hissettirir.
Okuduğumuz bu kitaptaki bölümlerde de bu çok seslilik vardı. Her bölüm yeni bir karakter yeni bir olayla tanıştık. Fakat ne yazık ki bir türlü hikayenin akıp gitmesine izin vermedi bu çokseslilik.
Biz okurken sürekli kötü bir ses duyar gibi koptuk hikayeden. Anlatım açısından yorucu bir düzenleme olmuş. Herkesin ağzından çıkarak anlatılan olaylar bana göre ahenk yerine kakafoni oluşturmuş.
Anlatılmak istenen hikayenin bir kısmını anlıyorsunuz ancak kopukluk yaşıyor, şimdi ne anlatıyordu diyorsunuz.
Yazar, 1960'lı yıllarda yaşanmış gerçek bir olaydan esinlenmiş. Dönemin ırkçılık ve cinsiyet ayrımcılığının ortaya çıkardığı sorunlara değinmek istemiş. Ama bazı kitaplar vardır, okursunuz okursunuz son birkaç sayfada tüm olay çözülür. Ve aslında o kitap tüm bu sonuç için gevelenmiştir.
Okuduğunuz kadarıyla kitabı pek de çekici bulmadığımızı anlamışsınızdır. Yine de okuduğum arkadaşlarım benim için değerli olduğundan sürecin keyifle geçmesini sağladık.
#alıntılar
"Hayatıyla ilgili bir şeyler yapmak zorundaydı. Bu hayatta fark yaratmak zorundaydı."
"Kimse sizi ozlemiyorsa gerçekten kaybolmuş sayılır mısın?"
"Herkesin sırları vardır."