Masiyet ve günahlar yüzünden kötü sona maruz kalmanın sebebi ise aslen imanın zayıf olmasıdır. İman zayıflığı kişinin günahlara dalmasına yol açar. Bu ise zayıf olan iman nurunu söndürür. İman zayıfladığında Allah'a duyulan sevgi de zayıflar. Ölüm sarhoşluğu geldiğinde ise dünyadan ayrılacağını hisseden ve bunu Allah'tan bilen kişinin sevgisi daha da zayıflar, kendisine takdir edilen ölümden ve bu ölümün Allah'tan gelmesinden duyduğu rahatsızlıktan dolayı içerisine inkâr sızar. Bu durumdaki kişinin gönlünde sevgi yerine Allah'a buğzetme duygusunun harekete geçmesinden korkulur. Kişinin canı tam olarak bu düşünceler içindeyken çıkarsa kötü sona yakalanmış olur.
Rivâyet edildiğine göre şeytana en ağır gelen hâl, insanın ölüm anıdır. O anda yardımcılarına der ki bu adamı bırakmayın, bugün elinizden kaçarsa bir daha bu fırsatı yakalayamazsınız!
Ebû Ümâme radıyallahu anhın naklettiğine göre Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah'ın şu iki damladan daha çok sevdiği bir şey yoktur: Allah korkusundan akan gözyaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası."
Saadetlerin en üstünü Allah'a ibadet ve taat içerisinde geçen uzun ömürdür. Hayatı sona erdiren, aklı çalışmaz hâle getiren veya sağlığı bozan her şey ziyandan ve eksiklikten ibarettir.
Korku derecelerinin en düşüğü, etkisi amellerde ortaya çıkan ve kişiyi haramlardan alıkoyan korkudur. Söz konusu korku haram olması mümkün olan bir şeyden kişiyi alıkoyarsa buna "vera" denilir. Buna bir de kendini hizmete adamak ve hayatın fuzulî yanlarını bırakıp bununla yetinmek eklenirse buna "sıdk" denilir.