Marin, Noel arifesinde oğlunun kaçırılmasıyla büyük bir acıya sürüklendi. Oğlunu kaybetmenin derin üzüntüsüyle sarsılan Marin, şimdi de kocasını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyaydı.
Marin, bir zamanlar her şeye sahipti, şimdi ise her şey elinden kayıp gidiyordu...
Marin ve Derek, üniversite yıllarında tanışıp büyük bir aşkla evlenmiş, çevrelerinde örnek bir çift olarak görülmüşlerdi. Ancak, oğulları Sebastian’ın kaçırıldığı o kara gün, her şeyi değiştirdi. Marin, kocasının kendisini aldattığını öğrenince hayatı altüst oldu. Oğlunu kurtaramamanın çaresizliğiyle boğuşurken, kocasını elinden almak isteyen kadına karşı harekete geçmeye karar verdi.
Kitap beklentilerimi fazlasıyla aştı. Marin’in yaşadığı derin acıyı okurken, onun duygusal karmaşasını ve çaresizliğini adeta hissettim. Yaptığı seçimler ve attığı adımlar, ne kadar sorgulanabilir olsa da, kendimi bir şekilde onu haklı bulurken yakaladım (gerçi kocasını bırakmalıydı, ama bu başka bir tartışma konusu). İlerleyen bölümlerde aldatma konusu o kadar baskın bir hal aldı ki 'Bu bir aldatma romanı mı?' diye düşündüm. Ancak kitabın sonunda karşılaştığım güçlü ve sarsıcı final, tüm bu duygularımı altüst etti ve hikayeye dair tüm algımı değiştirdi.
Daha fazla detay vermek istemiyorum, sadece gidip okumanızı şiddetle öneriyorum...