Benim de amatör bir yazar olmam, okuduğum kitaplara bakış açımı büyük ölçüde değiştiren bir detay. Aynı zamanda da oyuncu(PC+D&D), astrofizik aşığı ve pasif bir modacıyım. Fantastik evrenlerin yeri her zaman ayrı.
"Bir dakika sonra," diye tekrarladı robot. "Altın Çubuğa sahip olacağız..."
"Olmayacaksınız," dedi Zaphod.
"Ardından da gitmemiz gerekiyor, " dedi robot, bütün ciddiyetiyle, "bir partiye."
"Ya," dedi Zaphod, şaşırarak. "Ben de gelebilir miyim?"
"Hayır," dedi robot. "Çünkü seni vuracağız."
"Yok ya?" dedi Zaphod, silahını hafifçe sallayarak.
"Evet," dedi robot ve ardından onu vurdular.
Zaphod öylesine şaşırmıştı ki, yere düşmeden önce onu bir kez daha vurmaları gerekti.
Kendi beyninin atomlarıyla kozmosun atomları birbirleri arasından akıyormuş gibi gelmişti.
Evrenin rüzgârıyla savruluyormuş ve o rüzgâr kendisiymiş gibi gelmişti.
Kendisi Evrendeki düşüncelerden biri, Evrense kendisinin bir düşüncesiymiş gibi gelmişti.