İnsan suyu henüz bebek… O zavallı aciz bebek, sahip olduğunu zannettiği şeylerin kölesi olduğu için özgürleşmiyor. Kendi inşa ettiği hücreye hapsolmuş, kendi kazdığı mezara gömülmüş, kendi ile mest olmuş. Dünyaya baktığını zannettiği gözleri kendi arzularından başka bir şey göremiyor; kör onlar, kör, Subala. Onlara dünyaya bakmayı öğretecektik. İnsanlara her şeyin bir bütün olduğunu anlatacaktık. Hiç… Toprak, su, ağaçlar, serçeler, engin ovalar, şu yağan yağmur, fırtına, ses, renk ve karşımızdaki insan ve bu gezegen tek bir şeyz ve biz Hiç’iz. Sıfır… Bir gölgeeyiz ve burada değiliz. Bunu anlatması kolay ama anlaması öyle zordu ki… Kuşaklar boyu işlenmesi gereken bilgi… Aklın sınırında duran…
Nereden geldiğini Soran kimseye rastlamadım. Ana rahmi ile toprak arasında fark var zannediyorlar. O yüzden nereye gideceklerini soruyorlar korkarak. Nereden geldiklerini bildiklerini sanıyor zavallılar. Doğuma inanmayan kimseyi görmedim.