Nefis
Nefis, herkesin istîdâdına göre, çeşit çeşittir. Kimini kibr u gururdan vurur, kimini hırs-u tama‘dan vurur, kimini hevâ ü hevesten vurur. Her mertebedeki insana ayrı sûretten gözükür. Nasıl ki cinnîler muhtelif mahlûklar şeklinde insanlara gözükebilirlerse nefis de her mertebedeki insanla ayrı ayrı… Kâfire ayrı surette vesvese verir, âsîye ayrı surette vesvese verir, ehl-i îmâna ve ehl-i itaate ayrı vesvese verir. Ne yapabilirse kârdır; yani, o insana ne zarar verebilirse kârdır. İmanını elinden alamazsa hiç olmazsa itaatini elinden alır. İtaatini elinden alamazsa, Allâh’a daha çok itaat etmesini önler, az itaat ettirir. Lâyık-ı vechiyle itaat ettirmez. İbadetini önleyemiyorsa ibadetini üstünkörü yaptırır, tam yaptırmaz. Yani nefsin ve şeytanın işi, mümkün olduğu kadar insanı Allâh’ın rızasını kazanmaktan men etmektir. Onun için hiç kimse kendine güvenmesin, hiç kimse bilâ istisnâ. Dâima Allah’tan korkmak lâzımdır. ‘Beyne’l-havfi ve’r-recâ’ (korku ve ümid arasında) olmak mecburiyeti var, nefis ve şeytandan dolayı.