Bazı aşklar zamanla değil, yıkımla bitermiş.
Bu kitap tam da böyle bir aşkın hikayesi,iki insanın birbirine tutkuyla bağlandığı, ama zaman, savaşların, ayrılıkların araya girdiği bir sevda her satırlarında.Ben okurken sadece bir aşkı değil, bir halkın acısını, sürgünlügünü, özlemini de hissettim.Bazı cümleleri kalbime saplandı, bazılarıysa suskunluğuma ses oldu.
Sanki benim içimde yaşadığım, adını koyamadığım bir eksikliği anlatıyor gibiydi...
Bu kitapta kaybolmuş bir aşkın gölgesinde, kendi yalnızlığımı buldum.
Ben bu kitapta sadece bir aşkı değil, kendimi de kaybettim.
Aşk ağır bir taş ya da ölü bir beden midir ki, olduğu yerde kalsın? Aşkın yaşayan bir şey olduğunu bilmiyor muydu? Ona sahip çıkılmazsa, korunmazsa, sevilmezse, öleceğini bilmiyor muydu? Bir çiçek susuz, topraksız ve güneşsiz yaşayabilir mi?