Ne acı günler geçirdik değil mi, yavrucuğum? Belki yıllar sonra oturup bunları tatlı tatlı anacağız. Anılar, ah anılar. Birden gençliğimi hatırladım. Ne günlerde onlar! Bazen cebimde bir kopekim olmazdı, ama neşemden bir şey kaybetmezdim. Akşamları Nevski caddesinde dolaşırken güzel bir kız görsem hemen evlenme hayalleri kurardım. Tatlı günlerdi onlar Varenka, tatlı günler.
El kapısının ne olduğunu çok iyi bilirim, anacığım. Bir ekmek verir bin laf edarler. Sana tepeden bakarlar. Adam yerine koymazlar. Senin de bir kalp taşıdığını bilmezler. Verdikleri üç kuruşa onurunu, şerefini ayaklar altına alırlar.
İmparatorluk yeniden toparlanmaya başlayacaktı ama İstanbul'u yeniden imar edecek, eski durumuna getirecek para yoktu; daha 1204 yangınından kalma yıkıntılar, vahşice tahrip edilmiş binalar ve yakacak odun için yok edilmiş yapılar onarım için büyük bir servet gerektirdiğinden bu şekilde bırakıldılar. Fatih yaklaşık iki yüz sene sonra şehre girdiğinde şehri böyle bulacak ve İstanbul Osmanlı dönemine kadar hiçbir zaman bu yıkımın izlerini atmamış olacaktı.
Sayfa 120 - Yağmalama Sonrası İstanbul Ve Latin Krallığı Dönemi·Kitabı okudu