İnsancıklar

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·176 syf.··
2021 61. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2021 16:39
İçindekileri saf duygularla mektuplara döken ama hayatı tüm acımasızlığı ile yaşarken, ızdırabını hisettirmemeye gayretli iki insanın mektuplaşmasından oluşan, üstad Dostoyevski'nin henüz 24 yaşındayken kaleme aldığı ve kendisinin ilk romanı İnsancıklar. Rus edebiyatında "işte yeni Gogol" diye karşılanmış bu romandan sonra.Okuyun okutturun.
1000Kitap
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 201876,9bin okunma
4/10
·160 syf.··
2021 6. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım; Kitap, her kitapseverin bildiği bir kitap olduğu için fazla uzatmak istemiyorum açıkçası… Sizlerle sadece düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. *** ‘İnsan’ı çoğumuz tarif edebiliriz, peki ya insancıkları? İşte Dostoyevski’nin farkı burada başlıyor. Yirmili yaşlarında yazılmış bir eserin bu denli başarılı olması, kitabın hakettiği değeri gördüğünü gösteriyor. Bir yazarın ilk eserinin bu kitap olması ayrıca yazarın kalitesini de gösteriyor. *** Kitap, iki dostun mektuplaşmalarından oluşuyor. Yazım dili akıcı. Bence o kadar da sürükleyici değil çünkü, olaydan çok edebiyat var; yazar, bazı insancıkların acılarından, yaşadıkları zorluklardan, gururlarından, hayata bakışlarından bahsetmiş. Anlayacağınız öyle ‘ne oldu, ne olacak’ diye meraklanacağınız bir konu yok ortada. *** Kitapta beni en etkileyen bölümü, fakir babanın çektiği zorluklar ve acıları oldu bir de tabii bir günlüğüne yaşadığı mutluluğu… Kitabın bir resmi olsaydı bu, sokak sanatçısı olan Kevin Lee’nin Yoksulluğun Görünmezliği adlı eseri olurdu muhakkak. Bu eseri gördüğünüzde bağdaştırmayabilirsiniz ama ben birbirlerini tamamladıklarını düşünüyorum. Kitap birçok mesaj veriyor bize, ama ben bu kitabı okuduktan sonra asıl zenginin kim olduğunu çok iyi anladım. Her gün yanından geçtiğimiz insancıkların yüreklerini okudum. Siz de dışarıdan bakıp geçmek yerine bu insancıkları tanımak isterseniz bu eseri muhakkak okumalısınız. Sağlıcakla kalın.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 201876,9bin okunma
8/10
·176 syf.··
2020 47. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2020 14:08
Dostoyevski'nin ilk romanı.. Insancıklar Romanını tamamlar tamamlamaz arkadaşına okur ve arkadaşı cok beğenir. Ertesi gün arkadaşı yazar ve yapımcı olan Nekrasov'a götürür. O da eleştirmen Belinski'ye.. "Yeni Gogol doğuyor" der ve böylece Dostoyevski'nin yazarlık hayatı başlamış olur. Kitabın konusuna gelecek olursam, genç bir kadın ve yaşlı bir adamın ayrı hayatları lakin ortak kaderleri olan yoksulluk ve yalnızlık ile hayatlarını idame ettirmeye çalışma serüvenlerini mektuplaşarak yazmalarını konu alıyor. Kitap baştan aşağı bu iki kişinin mektuplarını konu almış. Akıcı bir üslupla yazılmış olan bu kitabı kısa sürede bitirdim. Keyifli okumalar
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 201876,9bin okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2016 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2016 22:46
Dram temasını, filmlerde aradığım gibi kitaplarda da ararım ve çok severim. Yeter ki kitap bu duyguları okuyucuya yaşatacak kadar başarılı olsun. Dostoyevski de eserlerinde bunu rahatlıkla başarıyor. Roman, mektuplaşma şeklinde yazılmış ve gayet akıcı. Yalnızlık ve yoksulluk konuları ağır basan bu ilk romanı ne kadar güçlü bir yazar olduğunun kanıtı değil mi?
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 201876,9bin okunma
9/10
·176 syf.··
2019 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2019 22:03
M E R H A B A S İ Z E Insancıklar, adının hakkını veren bir eser. Küçük, kendi halinde, parasız ve sefalet içerisinde yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanların hayatlarını yansıtan ve yer yer o dönem Rusyasından (1948) bilgi sahibi olabileceğiniz iki dostun tatlı mektuplasmalarını konu alan Dostoyevski 'nin ilk kitabı. Genç yaşına rağmen Dosto-bence-gayet profesyonel bir iş çıkarmış. Yaşlı bir devlet memuru ile genç bir kızın mektuplar aracılığı ile iletişimlerini her iki karakterin özelliklerini ustaca üzerine giyerek yansıtmış. 25 yaşında böyle bir eser ortayarak koca bir alkışı hakediyor üstad.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 201876,9bin okunma
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2019 15. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2019 03:03
Dostoyevski’nin ilk romanı. Dönemin hayat koşullarını çok güzel tasvir etmiş. Edebiyat dünyasına eleştirileri de dikkat çekiciydi. Oldukça akıcı ve duygulara hitap eden bir kitaptı.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 201876,9bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2020 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2020 21:54
Dostoyevski... Şu yazarın ismini duyunca kitabının kötü olacağına dair hiçbir şüphem olmadı ve olamayacak... İnsancıklar kitabı yazarın ilk kitabı olmasına rağmen bence çok başarılıydı. Kitap hakkında eleştirmekte bana düşmez zaten fakat bir okur olarak fikirlerimi belirtmek isterim:) Dostoyevski okumayanlar için harika bir başlangıç kitabı olacağını düşünüyorum. Beni çok etkiledi kitap.. Gelelim konusuna (spoiler içerebilir) Kitap bir baba kız mektuplaşmasından oluşuyor. Tıpkı bir baba evladı için neler yapmak isterse çocuğuna ne kadar yardım edip yanında olursa şeklinde üzerinde durulmuş. Ayrıca bunun yanında toplumdaki sefillikler, dedikodular kısaca toplum-insan ilişkileri üzerinde çokça ve güzelce durulmuş. Anlatım gayet açık ve akıcıydı. Bir solukta okudum... Dostoyevski ile tanışmanızı geciktirmemenizi ve bir an önce kitaplarını okumanızı şiddetle tavsiye ederim.. Kitapla mutlu kalın:)))
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 201876,9bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2020 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2020 17:03
İnsancıklar mektuplaşma tarzında geçen güzel bir kitap. Bitirene kadar bir şeylerin düzelmesini umut ederek okudum Akıcı bir kitap, çabucak bitiyor. Dönemin Rusya'sında insanların hayatlarını ne zorluklarla devam ettirdiğini açıkça gösteriyor. Kitapta ufak bir sürpriz de var denebilir Birkaç yazara gönderme yapılmış, acaba halk bu kitapları o dönemde okuduğunda gerçekten böyle mi düşünüyordu diye merak etmedim değil. Karakterlerin kitap okuma ve bilgi edinme hevesini de takdir ettim. Bazı karakterlerin tıpatıp aynısının şu anda da var olduğunu bilmek biraz garip.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 201876,9bin okunma
ESKİDİM
Puan vermedi·176 syf.··
2019 26. kitabı
Size kitabı bırakıyorum, işlemeyi, yarım kalmış mektubu bırakıyorum; bu yarım kalmış mektuba baktığınız zaman aklınızdan geçireceksiniz sonraki satırları, benden duymak ya da okumak istediklerinizi aklınızdan geçireceksiniz; sanki ben yazmışım gibi.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 201876,9bin okunma
9/10
·176 syf.··
2020 61. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2020 22:27
Dostoyevski Güneşlerimden biri olan Dostoyevski ye olan hayranlığım vardı bu eserle daha da arttı. Tüm eserlerinde olduğu gibi bu eserde de insanlığın ortak problemlerini işleyen ve bu sayede ortaya çıkan kavramların ortak anlamlara kavuştuğunu söyleyebilirim. Şu alıntıyı insanın yaşadıklarının ortak olduğunu anlatmak için belirgin örneğimi paylaşmak isterim. "Fakirliği ile sefilliği birbirinden ayırmamız lazım. Sefil insanın kaybedecek bir şeyi kalmamıştır. Yaşamak dışında bir düşüncesi yoktur. Utanmayı bile unutmuştur. Fakir insan ise çarşıda dolaşırken, sokakta yürürken, evine girerken yanından geçen insanlara ürkek ürkek bakar. "Benden mi söz ediyorlar" diye kulak kabartır. Biri gülse:"Benim perişan halime gülüyor" diye geçirir içinden." Bu sözlerden çok etkilendim. Çünkü hayata ortak bir pencereden bakıyor olmak ve insanın derdine ortak akıldan kulak vermek beni mutlu etti. Bizimle aynı dili konuştuğunu hissettiğimi eserin diliyle ifade etmek isterim. "Kalbin dili yoktur." Eserini okurken yabancılık çekmememin nedeni Dostoyevski 'nin sevdiğim yönü olan "insan" konusunu işlemiş olması. İnsan'ı merkeze alarak inceleyen ender yazarlarımızdandır. Okuduğum eserin dili akıcı, dili samimi, içtenliği hissedilirdi. Dostoyevski'yi okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 201876,9bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.