Kendimi bağışlamayı,yargılamamayı ama geçmişten ders almayı öğrenmem gerekiyordu. Bana kabul etmeyi, içten olmayı ve başkalarının da aynını yapabilmesi için kendimi sevmeyi öğrettiler.
Kabilenin hazırda tuttuğu yiyeceği yoktu. Ne ekim ne hasat yapıyorlardı. Sadece Avustralyanın alev alev yanan iç bölgelerinde yürüyorlar ve her yeni gün evrenin onlara cömert bağışlarda bulunacağını biliyorlardı. Evren onları hiç bir zaman düş kırıklığına uğratmamıştı.
Bu insanlar, evrendeki her şeyin bir varoluş nedeni olduğuna inanıyorlardı. Her şeyin bir amacı vardır. Hiç birşey rastlantısal,anlamsız yada yanlış değildir. Sadece yanlış anlamalar ve ölümlü insana henüz açıklanmamış sırlar vardır.