Kayaların üzerinde otururken denizde günbegün kararan geniş omuzlarına, kürekçilere has sert ellerine bakıyorum. Bunlar önce bir kralın elleri olarak doğmuşlar, sonra bir askere, yani bir savaşçıya ait olmuşlar. Ardından bir denizciye ve nihayet bir mülteciye.