“İnsanların hiçbir şey öğrenecek vakitleri yok artık. Her şeyi satıcılardan hazır alıyorlar. Ama dost satan bir satıcı olmadığından, insanların dostları da yok artık.”
“Aynı saatte gelmen daha iyi olurdu,” dedi tilki. “Diyelim, öğleden sonra dörtte geliyorsun, saat üçten itibaren içim mutluluktan kıpır kıpır olmaya başlar. Vakit yaklaştıkça, kendimi giderek daha da mutlu hissederim. Saat dört olur olmaz da, bir telaş kaplar içimi: Mutluluğun bedelini anlamaya başlarım. Ama, sen herhangi bir saatte gelirsen, yüreğimi ne zaman buna hazırlayacağımı bilemem. Âdet denen şey iyi bir şey...”
“Bir generale, bir deniz kuşuna dönüşmesini buyursam, general de buna itaat etmese, bu generalin kabahati sayılmaz. Benim kabahatim sayılır.” derdi hep.