Alisya Carmen

Ailem...onlar hep yanımda oldular ve ne olursa olsun desteklerini bir an bile çekmediler. Daha sonra iyice zıvanadan çıkacak olan olaylar karşısında ayakta kalabilmemi sağlayan anahtar faktörlerden birisi budur. Onlar benim için vardı, ben de onlar için... Bu, herkes için geçerli bir şey. İnsanlar bizim hayatlarımıza kazara girmezler, özellikle de ailelerimiz. Eğer ailenizle probleminiz varsa, önce kendinize sorun. Belki değişmeye ihtiyacınız vardır, belki de görsel kan bağlarını kesip, bilinç yoluyla aranızdaki gerçek bağı anlayabilirsiniz. Bu açıdan bakıla­ cak olursa, on dakika önce tanışmış olduğunuz bir kişi ile bağlantınızın, hayatınız boyunca birlikte yaşamış olduğunuz ailenizle olan bağlantıdan daha güçlü olduğunu hissedebilirsi­ niz. Yakın aile bağları bile "bilinç" yoluyla sağlanıyor, kan bağı ile değil. Bu da hepsi gibi "Akıl"ın bir illüzyonu.
Sayfa 48·Kitabı okuyor
Reklam
Aslında beş duyuyla algılayabildiğimiz bir dünyada yaşamıyoruz. Bu beş duyu algılama menzili çok çok küçük ve buna "Görülebi­ len Işık" deniliyor. Yaratılışımız; bir şifonyerin çekmeceleri gibi, biri diğerinin üzerindeymiş şeklinde yer almıyor. Radyo ve televizyonlarda olduğu gibi, aynı boşluğu paylaşan frekans­ lardan oluşuyor. Yayılan frekanslar sadece sizin bedeninizin çevresinde değiller, bedeninizle aynı yeri de paylaşıyor, ama farklı dalga boyları ile çalışıyorlar. Eğer dalga boyu veya frekans birbirine çok yakın ise karışıyor, birinin diğerinin varlığından bu suretle haberi oluyor. Bunun dışında, birbirlerinin varlığından haberleri olmuyor, çünkü farklı frekanslarda/ger­ çekliklerde veya dünyalarda çalışıyorlar. Radyonuzu diyelim ki, Radyo 1 'e göre ayarladınız. Radyo l 'i dinlersiniz, ama bu arada Radyo Z, 3 veya 4'ü duyamazsınız. Frekansı Radyo 1 'den Radyo Z'ye ayarlayın, bu sefer Radyo Z'yi dinlemeye başlarsınız, ama ayarlama yaparken Radyo 1 hala oradadır. Siz dikkatinizi veya bilincinizi Radyo Z'ye vermişseniz bile o yayına devam eder. Bu, tam olarak görünürdeki, algılanan gerçek evrenin nasıl çalıştığını gösteren bir ör­ nektir. Görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma şeklinde beş duyumuzla "boşluk" ola­ rak gördüğümüz son derece küçük bir parçayı algılıyoruz. Örneğin kedilere göre "uzay" boş değildir. Çok daha görsel frekans menzilleri vardır, dolayısıyla insanların beş duyu ile sı­ nırlanan frekanslarının çok ötesinde diğer boyuttaki varlıkları ve faaliyetleri görebilirler. Her şeyin bizim içimizde olduğu, sembolik olarak cennetin de içimizde olduğu doğrudur. Sonsuzluk içimizdedir, çünkü bütün sonsuzluk, bütün uzayı kaplar. Sonsuzluğu beş duyu­ muzla algılayamayız, tıpkı radyo frekanslarından birisine ayarlanmışsanız, bütün dalgaları duyamayışımız
Sayfa 43·Kitabı okuyor
"İnsanlara gerçeği anlatmak isterseniz gülmelerini sağlayın, yoksa sizi öldürürler! " Oscar Wilde
Sayfa 42·Kitabı okuyor
Gazetecilik bana medyanın nasıl çalıştığını, "haber"lerin ne kadar istenilen şekil­ de verildiğini göstermişti. Medya gerçeğin resmi açıklamasını kovalamıyor, olayların resmi versiyonunu teyit ediyordu. Çoğu gazetecinin, rastlayabileceğimiz en şartlanmış ve zihinsel hapishanede tutulan kişiler olduklarını gözlemledim. Dünyanın gerçekte nasıl olduğunu bil­ meden nasıl rapor edebilirlerdi ki? Gazetecilik, tam "akıl"ın yarattığı bir kavram. Gazeteci­ lerin çoğu, tamamen "akıl"ın içine hapsolmuşlar ve olayları sadece o açıdan veriyorlar. O küçücük kutunun dışında yaşayan birisiyle de korkunç şekilde alay ediyor, onu lanetliyorlar. Bir deyiş vardır: "Müziği duymayanlar dans edenlere, 'deli' der." Gazetecilik bana, yazabilmeyi ve izleyici/dinleyici ile iletişim kurabilmeyi öğretti. Televizyon kariyerim, bana ekranda ve ek­ ran dışındaki inanılmaz sığlığı gösterip, aldatma tekniklerini iyice görmemi, politikacı olmak ise bana politikanın içyüzünü, oyunun nasıl oynandığını, birbirine muhalif görünen ve halk önünde keskin tartışmalar yapan politikacıların özel hayatlarında çok samimi olmadıklarını anlamamı sağladı. Hayat tecrübem, daha sonra karşılaşacaklarım için ihtiyacım olanları bana sağlamıştı, ama daha ileride neler neler olacaktı...
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Babam, "Başkaları ne derse desin, işinin bittiğini sen kendin söyleyinceye kadar işin bitmemiş demektir." derdi. Aslında söylemek istediğinin ardında çok derin bir gerçek vardı; "Hepimiz gerçeğimizi kendimiz yaratırız." Gerçek olduğuna inandığımız şey, yaşadığımız şey olur. İşte global sistem, bunu alabildiğine istismar ediyor.
Sayfa 39·Kitabı okuyor
Reklam