Her hangi bir mü’mine bir felâket geldiği vakit, Allahu Teâlâ’nın buyurduğu gibi “Allah’tan geldik, Allah’a gideceğiz.” dedikten sonra, Allahım, bu felâketten dolayı beni mükâfatlandır ve bundan hayırlısını bana ver, derse mutlak surette Allahu Teâlâ dileğini yerine getirir.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bütün yeryüzünü kaplayan bir sarsıntıdan senin göreceğin zarar, yalnız bedeninin sarsılmasıdır. İşte senin yerin ve özel toprağın bedenindir. Bedenindeki kemiklerin, bu toprağının dağlarıdır. Başın da gök kubbendir. Kalbin de bu yerinin güneşidir. Göz, kulak ve diğer duyu organların da senin göğünün yıldızlarıdır. Bedeninden akıttığın terler, ırmaklarındır. Anlayışın da yerinin bitkileridir. El ve ayakların ise bu yerinin ağaçlarıdır. Bütün parçaların böyledir. Ölüm ile bedenin yıkıldığı vakit, işte senin yerin sarsılmıştır. Kemikler etlerinden ayrıldığı vakit, yerler ve dağlar parçalanmış olur.
Duyuların iptal edildiği vakit, yıldızlar kararıp dökülmüş olur.
Ölüm anında kalbin kararırsa, güneş kararmış olur. Duyuların iptal edildiği vakit, yıldızlar kararıp dökülmüş olur. Beynin yarıldığı vakit, gökler yarılmış olur. Ölüm şiddetinden alnından terler döküldüğü vakit, deryâlar akıtılıp boşaltılmış olur. Ayakların birbirine bağlandığı vakit, artık âzâlar tatîle uğrar. Ruh cesetten ayrıldığı vakit, yer içinde olanı dışarı atmış olur.
Biz onu hakikaten sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu.
Gerçekten o, daima Allah’a dönen idi.” (Sâd sûresi, 38/44) âyet-i celîlesini okuduğu vakit: “Şâyân-ı hayrettir ki, sabır ahlâkını veren kendisi olduğu halde, sabredenleri övüyor.”
Gökyüzü altın ve gümüş yağdırmaz, her şey kazanmakla temîn edilir. Allahu Teâlâ her şeyi bir sebebe bağlamış, âdet-i ilâhiyye böyle cârî olmuş. O’nun sünnetinde değişiklik olmaz.