Alivari

İstememek, hayattan bir şey beklememek ve nihayet feragat etmek, bu felsefenin öncelikli konusudur.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Görüş, etki ve temas alanımız ne kadar genişse, o kadar ıstırap çeker, ürkeriz. Çünkü bu alanla birlikte kaygılar, arzular ve korkular da çoğalır ve büyür.
Ancak çoğu kişi, hayatının, iradesi altında gelişen tercihlerinin bir sonucu olduğunu düşünür. “Eşimle evlendim. Çünkü...” ya da “Bu mesleği seçtim. Çünkü...” diyerek yaşamına açıklama getirir. Oysa hayat, bilinenin aksine neden-sonuç ilişkisi içinde var olmaz. Önce sonuç vardır, arkasından ona bir “neden” üretiriz.
Sahici insan, hayatını sorguladığında, sarsıcı bir gerçek ile tanışır; tercihlerini kendi iradesi ile yapmamıştır. “Tüm bunlar nasıl oldu?” diye şaşkınla boşluğa sorar. Bir güç, bir el devreye girmiş, nasıl olduğunu anlamadan hayatı yön bulmuştur.