Alivari

VAKIA SURESi
وَكُنْتُمْ اَزْوَاجاً ثَلٰثَةًۜ Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman; Vâkıa 7 فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ İşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene". 8 وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ "Ashab-ı Meş’eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş’eme". 9 وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. 10 اُو۬لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır. 11 ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde; 12
Reklam
Rahman suresi
اَلرَّحْمٰنُۙ Rahman (olan Allah) Rahmân 1 عَلَّمَ الْقُرْاٰنَۜ Kur’an’ı öğretti. 2 كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۚ (Yer) Üzerindeki herşey yok olucudur; 26 وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُوالْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِۚ Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır. 27 فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? 28 يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ ف۪ي شَأْنٍۚ Göklerde ve yerde olan ne varsa O’ndan ister. O, her gün bir iştedir. 29
Kamer Suresi
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟ Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? Kamer 22 كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı. 23 فَقَالُٓوا اَبَشَراً مِنَّا وَاحِداً نَتَّبِعُهُٓۙ اِنَّٓا اِذاً لَف۪ي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ Dediler ki: "Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz." 24 ءَاُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ اَشِرٌ "Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır." 25 سَيَعْلَمُونَ غَداً مَنِ الْـكَذَّابُ الْاَشِرُ Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip-öğreneceklerdir. 26 كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كُلِّهَا فَاَخَذْنَاهُمْ اَخْذَ عَز۪يزٍ مُقْتَدِرٍ Onlar Bizim ayetlerimizin tümünü yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü, kudretli olanın yakalayışıyla yakalayıverdik. 42
Necm Suresi
فَلِلّٰهِ الْاٰخِرَةُ وَالْاُو۫لٰى۟ İşte son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah’ındır. Necm 25 ذٰلِكَ مَبْلَغُهُمْ مِنَ الْعِلْمِۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدٰى İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Şüphesiz, senin Rabbin; Kendi yolundan sapanı en iyi bilen O’dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O’dur. Necm 30 اَلَّذ۪ينَ يَجْتَنِبُونَ كَـبَٓائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلَّا اللَّمَمَۜ اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِۜ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ ف۪ي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْۚ فَلَا تُزَكُّٓوا اَنْفُسَكُمْۜ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰى۟ Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir. Necm 32 وَاَنَّهُ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰىۙ Doğrusu, güldüren ve ağlatan O’dur. Necm 43 وَاَنَّهُ هُوَ اَمَاتَ وَاَحْيَاۙ Doğrusu, öldüren ve dirilten O’dur. Necm 44 وَاَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O’dur. Necm 45
Tûr Suresi
اِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلُ نَدْعُوهُۜ اِنَّهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّح۪يمُ۟ "Şüphesiz, biz bundan önce O’na dua (kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta Kendisi’dir." Tûr 28 اَمْ لَهُمْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ Yoksa onların, Allah’ın dışında başka bir ilahları mı var? Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir. 43 وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ Artık, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, Bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et. 48 وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O’nu tesbih et. 49
Reklam