İskender Pala kitaplarına acemiyim. Abum Rabum okuduğum ilk kitabı, bu yüzden genel olarak değineceğim nokta olsun istemiyorum, hataya düşebilirim. Fakat, okumamış olsam bile, yazarı araştırdım ve kitaplarının çoğuna göz gezdirdim. Buradan yola çıkarak en azından şunu söyleyebilirim; İskender Pala bu sefer farklı bir yol izlemiş.
Çevremde kitabı okumuş olanlardan ve denk geldiğim yorumlardan gördüğüm kadarıyla kitap Dan Brown kitaplarına benzetilmiş. Kuruluş aşaması, karakter çeşitliliği ve verilen tarihi bilgiler ana çizgi olarak kitaba Dan Brown esintisi katmış. Fakat İskender Pala'nın kendine has üslubu benzerlikleri sadece bu seviyeden öteye geçmesine izin vermiyor. Hatta , Abum Rabum'un bilgi yoğunluğu çoğu Dan Brown kitabından fazla bile olabilir. Burada sayfalar dolusu bilgiden söz ediyoruz. Gerek diyaloglara sıkıştırılmış, gerek anlatıcı ağzından verilmiş, gerekse yerinden direkt olarak alıntılanmış tonlarca bilgi var. Bir konu aktarılırken o konu hakkında söz söylemiş tüm kaynaklar göz önüne serilerek yola çıkılması gerektiği çok doğru bir yöntem. Hz İbrahim'in üç din açısından önemini vurgulamak, onun hikayesini üç dinden de dinlemekle olur ve biz de Abum Rabum da bu tarz bir anlatım görüyoruz.
Abum Rabum, son zamanlarda okuduğum ve beni en çok bilgilendiren kitaplardan biri. Yeri geldi bildiklerim tazelendi, yeri geldi bildiklerimi unuttum, ve her sayfada yepyeni bir şey öğrendim. Her zaman şunu savunmuşumdur; bilmekten çok aktarabilmek önemlidir. Etkili aktarılmadığı sürece, bilgi tutsak vaziyette kalır ve yayılmayan bilgi yok olur. Var olan bilgilerini ve araştırmalarının sonuçlarını harmanlayıp bir edebi eserde bu denli başarıyla aktarabilmek kesinlikle alkışı hak ediyor.
Kültür, insanlık tarihinin en büyük hazinesidir ve insanlık bu hazine için tarihi