Orta Çağ’da kiliseler bütün sanatları kendi hizmetine almıştı çünkü insanlar imgelemin yoksunlaştırıldığını anladığında, gerçek bir ses- bazılarına göre o yegâne ses- sakınımlı umudun, direşken inancın ve anlama gayretinin uyanışı için ancak bütünlüksüz sözcüklerle konuşabilir, eğer hâlâ sessizliğe gömülmediyse.
Kulübelerde kotarılmış ve insanı, biraz olsun göğe yükseliyor olduğu hissini verecek kadar uzağa götüren söz ya da düşüncenin olmadığı hiçbir şarkı ya da öykü yoktur.