Yusuf Atılgan AYLAK ADAM “Arkamda uzanan C. bir şey söyledi.Kuyara ile Adako.
- Bütün Çağlar’ın trajedisi bu,ku-ya-ra;kumda yatma rahatlığı.A-da-ko;”ağaç dalı kompleksi.Kuyara alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır.Düşünmeden uyuyuvermek.Biteviye geçen günlerin kolaylığı.Ya adako?Ağaç dalındaki,gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem?Hep öteye öteye uzar.Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu.Özgürlüğe susamışlıktır.Buna ben ‘ağaç dalı kompleksi diyorum.Genç hastalığıdır.Çoğunlukla kutuya dişidir.Adako erkek.Pek seyrek cins değiştirdikleride olur.Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir.İnsanların ağaç dallarını budayıp yaklaştırdıkları gibi,yakınları onun içindeki bu Adako’yu da budarlar.Onu gövdeden ayırmamak İçin ellerinden geleni yaparlar.Kimi insana Ne yapılsa yararı olmaz.Asi daldır o.Ayrılır.Balta işlemez ona.”Sayfa/127
İsmini bilmediğimiz yazarın ona C. dediği,”ben toplumdaki değerlerin iki yüzlülüğünü,sahteliğini,gülünçlüğünü göreli beri,gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum:Gerçek sevgiyi!Bir kadın.Birbirimize yeteceğimiz,benimle birlik düşünen,duyan,seven bir kadın”sayfa/149.Diyen C. ‘Nin şımarlığımı,insanlardan bezginliğimi diye ikilemde kaldığımız,kah hak verip bazen de ayran gönüllü,sevmediği babasından kalan mirası yiyen zengin dediğimiz C.nin hikayesi.
Kitapta C’ler B’ler kol geziyor isimlerin yerini harfler almış.İstediği sevgiyi babasından göremeyen,teyzesine hastalıklı bir ilişkiyle bağlı olan Aylak bir adamı görüyoruz.
Ayhan Geçgin romanlarından sonra aslında okumuş olduğum Aylak Adamı bir kez daha okudum.Çünkü bu kitaplar doğrultusunda(kahramanlarının çözümlenmesi adına) Orhan Koçak’ın Tehlikeli Dönüşler adlı kitabını okuyorum.Tekrar etmekte fayda var diye düşündüm.İyi ki de tekrar etmişim.