Dünyadan Aşağı benim Gaye Boralıoğlu’yla tanışma kitabım oldu.Çok geç kalmışım diye hayıflanarak okudum bu güzel kitabı.Yazar hakkında yaptığım araştırma sonucunda öncelikle beğeniyle izlenen hala insanlar tarafından hatırlanan bir çok dizinin senaryosunu yazmış.Bir İstanbul Masalı,Hırsız ve Mavi,Eylül Fırtınası,Zerda gibi...
Dillendirilmemiş duygular,kabuk bağlamış yaralar,üç nesil baba ve oğullarının sessiz çığlıklarını duydum kitapta.
Hilmi Aydın karakterinde ve anlatıcı karakter üzerinden, kapıldığım duygu insan sadece anlattıkları ve karşısındakine hissettirdikleri kadardır.
Hilmi Aydın her ne kadar kendini aklamak adına,yaptıklarıyla hesaplaşmak adına kendince açıklamalar yapsa da,hayatı mış gibi yaparak,iyi bir eş,iyi bir sevgili,iyi bir patron ve iyi bir evlat en önemlisi içine oturmuş cehennem korkusundan kurtulmak adına iyi bir müslümanmış gibi hayatı mışlar üzerine kurulu,riyakâr,samimiyetsiz bir,eline yüzüne bulaştırıp,sonrada köşesine çekilen bir karakter.Hem tutunamayan hem de bir aylak adam.Tüm ilişkilerinde kendisiyle hesaplaşmak yerine hep karşısındakini suçlayanlardan.
Kitabı okurken, Hilmi Aydın’a sinirlenmek ve anlamak adına empati yapmak arasında gidip geldim,çünkü olayları bükmede çok usta.
Aslında burda baba figürü çok katmanlı geldi bana.Baba,devlet,erk ve otorite gibi bir çok sorunsalı da içinde barındırıyor hissine kapıldım okurken.
“İnsan yaralı bir hayvandır”’la başlayıp aynı cümleyle biten kitabın kapağını kapatınca ister istemez düşünmeye başlıyor insan,çevremizde kendimizde dahil olmak üzere kim Hilmi Aydın,kim Selim Aydın,kim Ali Cemal diye.
Hilmi Aydın’ların çoğaldığı bir toplumda Dünyadan aşağı yuvarlanıp gidiyoruz.
Suskun kalmış,dillenmemiş,sevgi insana verilecek en büyük cezadır.
Bir çocuğu kemiren ya bir babadır ya da