"Herkes bir can pazarı ile karşılaştığında paniğe kapılacağını düşünür. Ama gerçekten böyle bir şeyi tecrübe etmiş olan neredeyse herkes, paniğin bedeli ödenmesi güç bir lüks olduğunu söyleyecektir sana.
O an düşünmeden hareket eder, elindeki bilgiyle yapabildiğin her şeyi yaparsın.
Her şey bittiğindeyse çığlık atar, ağlarsın. Sonra onca şeyi nasıl yaptığını düşünürsün. Çünkü kuvvetle muhtemeldir ki gerçek bir travma durumunda beynin anı toplamakta pek başarılı değildir. Sanki kamera açık ama kayıtta değilmiş gibi. Sonradan başına oturup filmi başa sardığında sadece boşluk görürsün."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Geriye bir şey kalmadı, Celia. Aşılacak başka bir dağ yok. Bütün hayatımı biri beni dağdan atmasın diye saklanarak geçirdim. Ama sana bir şey söyleyeyim mi? Artık saklanmaktan bıktım. Bırak gelip beni bulsunlar. İsterlerse beni aşağı da fırlatabilirler."
"Çünkü ikiniz de aynı şeyi istiyorsunuz. Hiç kimse değilse bile sen gayet iyi biliyorsun ki iki insan aynı şeyi istediği sürece o insanların gerçek karakterine dair hiçbir şey söyleyemezsin. Kediyle köpeğin bir fareyi öldürmek için beraber hareket etmesi gibi bir şeydir bu."
"Biliyorum, Celia. Sen de biliyorsun. Ama başka kimse bunu anlamaz."
"Belki de anlarlar. Eğer denerlerse."
"Denemeyecekler. Bunu anladın mı? Kimse bizim gibi insanları anlamak istemiyor."