NAKARAT
Zamansızdı gidişin, sonbahara rastladı
Dışarıda sararırken Eylül
İçimde sen, çoktan dökmüştün yapraklarını
O gün anladım
Deli yağmurlarla geldi sızısı hoşçakalmanın
Titreyen cümlelerle perçinlendi elvedaların
Yıkılmamak için sırtını duvara vermek ne demek
O gün anladım
Geniş zaman hayalleri kurarak sayardık dakikaları
Zaman denen sayaç bitmez sanırdık
Saatlerin ne kadar hükümsüz olduğunu
O gün anladım
Bir lahza önce sevgili, bir nefes sonra yabancı
Bakışlarında yakaladım sakladığın anlamı
Nasıl bilebilir yaprak düşeceği anı
O gün anladım
Zamansızdı gidişin, aceleydi, telaşlı
Her ayrılık gibi hazırlıksız yakaladı
Tanıdık bir şarkının, nakaratıymış yalnızlık
O gün anladım
Hikaye sizi ilk sayfadan içine çekiyor ve akıp gidiyor, bir bakmışsınız bitmiş. Başlangıcı ve sonu arasında hikayenin gelişip değişmesi muazzam. Spoiler vermek istemediğim için detaya girmiyorum. Sadece şunu söyleyebilirim, keşke bu kitabı okuyan biri denk gelse de kitap üzerine sohbet edebilsek. Çok güzel bir aşk hikâyesi, hele benim gibi İstanbul aşığı biriyseniz okurken çok keyif alıyorsunuz. Kitap sadece bir aşk hikayesi de değil bu arada, psikolojik bir arayışın ve insanın mantıkla duygular arasına sıkışmış kalbinin hikayesi.