Mağlup, mahkum ve makhur milletlerin, galip, hakim ve kahir milletleri taklit etmeleri, kendilerini onlara benzetmeye çalışmaları, kendilerine has vasıfları, meziyetleri, adet, örf ve ananeleri bırakıp galiplerin gelenek ve göreneklerini benimsemeleri, kaçınılmasına imkan bulunmayan ictimai (toplumsal) bir zarurettir. Başarısız ve yenik milletler mutlaka muvaffakiyet ve zafer elde etmiş milletleri taklit ederler. Böylece onlar içinde erir ve kendi benliklerini büyük ölçüde kaybederler. Milli şahsiyetlerini ve kavmi hüviyetlerini bazan kısmen, bazan da tamamen yitirirler. Bazı milletlerin tarih sahnesinden silinmeleri, onların yerine yeni milletlerin tarih sahnesine çıkmaları da böyle açıklanır.
İslam milletleri galip ve hakim durumda iken Batı ve Avrupa onları taklit etmişti. Durum tersine dönünce bu sefer de müslüman milletler Avrupa'yı, Batı'yı ve komünist Doğu ülkelerini takip ve taklit etmeye başlamışlardır. Durumun başka türlü olması, esasen mümkün de değildir. Böyle olması ise ictimai (toplumsal) bir zarurettir. İleri, kalkınmış, müreffeh ve sanayileşmiş milletleri taklit etmek, geri, kalkınmamış, yoksul ve sanayileşmemiş cemiyetlerin kaderidir. Bu kaderi değiştirmek kimsenin elinde değildir. Yapılması gereken şey taklit sürecini, en az zararla kapayarak hakim bir millet haline gelmektir.