"Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse,
ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak,
temiz akıl sahipleri düşünüp anlar." (Bakara Suresi 2:269)
Geçtiğimiz yıl Türkiye' ye geldiğinde, Nouman Ali Khan
hakkında sosyal medya üzerinden bir soruşturma yapmış ve
şu sorunun cevabını aramıştım;
"Kendisini neden dinliyorsunuz ve söylediklerinde ne buluyorsunuz?"
Gelen cevapların çoğu, şu noktaya odaklanmıştı;
"Dini anlatırken, çoktan geçmişte kalan arkaik örnekler yerine hayatımıza dokunan, somut ve güncel meseleleri gündeme getiriyor. Dili çok sıcak ve dostça. Üstten bakmıyor. Düzeltmemiz gereken yanlışları dile getirirken bile, kendisini muhatap kitleden
ayrı tutmuyor. Onu dinlerken, sizi sizden çok düşünen bir
kardeşin samimi derdini hissedebiliyorsunuz."
Evet, aynen öyle.
Sadece başkalarının "kusursuz", "mükemmel" ve "örnek" hayatlarının anlatıldığı, insanlara "kusursuzluğu" ve "mükemmelliği" dayatan teorik konuşmalar, bir noktadan sonra dinleyiciye bir şey söylemez oluyor.