Alpay Özman

Alpay Özman
@Alpayozman
Yaptıkları şey ne olursa olsun mutlaka bir gerekçesi vardır. Ahlak sorununu kendi kafalarına göre yorumlayan yüzeysel insanlardır onlar. Yaptıkları şey yanlış bile olsa buradan doğru bir sonuç çıkacağını savunurlar. En ilginç ve kendinden menkul vehimlerinden biri, akıl ve etkinlik açısından bütün insanlardan üstün oldukları hayalidir. İnsanlığın rızkını onların vermesi gerektiği yönündeki görüşleri de buradan kaynaklanır zaten. Hatta krallara Tanrı tarafından verilen haklar olduğu teorisini yeniden canlandırırlar. Tabii bu durumda ticaretin krallarından bahsediyoruz. Aslında konumlarının zaafı, onların sadece işadamı olmasında. Filozof değiller, biyolog veya sosyolog da değiller. Olsalardı çok iyi olurdu. Aynı zamanda biyolog veya sosyolog olan bir işadamı, insanlık için yapması gereken doğru şey nedir, aşağı yukarı bilirdi. İnsanlıktan da toplumdan da bihaberdirler ama yine de milyonlarca aç insanın ve ellerine düşen diğer milyonlarca insanın kaderi üzerinde söz sahibidirler. Tarih bir gün onların yüzüne acı acı gülecek.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Reklam
Büyük kapitalist dışında sanayi makinesindeki hiçbir kişi özgür iradeye sahip değildir, o bile özgür değildir. Görüyorsun patronlar yaptıkları şeyin doğru olduğu konusunda kesin eminler. Zaten saçmalığın zirvesi de bu. İnsani doğaları onları o kadar bağlar ki doğru olduğuna inanmadıkları bir şeyi yapamazlar. Eylemlerinin bir gerekçesinin olması gerekir. Bir şey yapmak istediklerinde, tabii ki iş hayatından bahsediyorum, zihinlerinde o şeyin doğru olduğuna dair dinsel, ahlaki, bilimsel veya felsefi bir kavram oluşmasını beklerler. Ancak ondan sonra yaparlar. Bu arada düşüncenin arzudan doğduğundan ve bunun insan zihninin zaaflarından biri olduğundan habersizdirler.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Altı-yedi yaşındaki çocuklar her gün on iki saatlik vardiyalarda çalıştırıldılar. Kutsal gün ışığını görmeden büyüdüler. Sinekler gibi öldüler. Sermayedarların hisselerine düşen kâr, onların kanıyla ödendi. Ve o kârların koca göbekli, besili sahipleri, yine o kârlarla inşa edilen New England’daki görkemli kiliselerde sizin gibilerin iyiliksever vaazlarındaki basmakalıp lafların keyfini sürdüler.
Sayfa 34·Kitabı okudu
18. Yüzyılın ikinci yarısında makinelerin ve fabrikaların devreye girmesiyle birlikte çalışan insaların büyük bir kesimi topraktan koptu. Eski çalışma sistemi yıkıldı. Emekçiler köylerinden ayrıldılar ve fabrikaların bulunduğu şehirlerde toplaştılar. Anneler, çocuklar, bu yeni makinelerin bulunduğu fabrikalarda çalıştırılmaya başladılar. Aile hayatı sona erdi. Korkunç koşullarda yaşıyorlardı. Bu çok kanlı bir hikayedir.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Şiddetle tavsiyemdir !
Puan vermedi·504 syf.··
2022 2. kitabı
Öneri üzerine okuduğum bir kitap ve iyi ki okumuşum dediğim beş parmağımı geçmeyecek sayılı kitaplar arasında. Tarihe, arkeoloji ve polisiyeye ilginiz varsa mutlaka okuyunuz.
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,2bin okunma