"Elbette bir "alaycı kuşun" ne olduğunu bilmiyorum. "Dr.'nin" ne anlama geldiğini de. Ama beni rahatsız eden şey bunlar, hatta filmlerin tuhaflığı ve sergilenen yaşamdaki antikalık hissi değil de hiç bilmediğim duyguların - bir zamanlar o filmleri seyreden eski insanlardan her birinin hissettiği ama artık ebediyen yok olmuş duyguların - iması. Hüzün en sık kapıldığım his. Hüzün. " Ormanın kenarında bir tek alaycı kuş şakır." Hüzün."
“Bir elini klonlanmış kalbine kapatan Spofforth döndü ve yürüyüp gitti. Orada uzun ömrünün geri kalanı boyunca bileceği bir şey öğrendi : Aslında yaşamak istemiyordu. Gerçek bir insan yaşamından korkunç bir şekilde mahrum bırakılmıştı; içindeki bir şey kendisine dayatılan hayatı yaşamaya isyan ediyordu.”
"İnsanlar bize her zaman istediğimizi veremezler. Bizi kendi istediğimiz şekilde sevmelerini talep edemeyiz" dediğinde haklıymışsın. Bu yüzden de kimseyi suçlayamayız.
Yine de yalanlarımızla sonsuza dek yaşayamayacağımızı düşünüyorum. Er ya da geç bu yalanların getirdiği karanlıkla yüzleşmek zorunda kalırız. Yüzleşme ihtimalini değil ama zamanını kendimiz seçebiliriz. Yüzleşmeyi ne kadar ertelersek o kadar acı verici ve belirsiz bir karanlık olacaktır.