1000Kitap Logosu
Walter Tevis

Walter Tevis

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.3
710 Kişi
1.441
Okunma
32
Beğeni
1.916
Gösterim
Unvan
Amerikalı yazar
Doğum
San Francisco, Kaliforniya, ABD, 28 Şubat 1928
Ölüm
New York, ABD, 8 Ağustos 1984
Yaşamı
Eğitim: Ohio University, University of Kentucky Adaylıklar: Nebula En İyi Roman Ödülü, Nebula En İyi Senaryo Ödülü,En İyi Dramatik Sunum Hugo Ödülü
Burak yüksel
Dünya’ya Düşen Adam'ı inceledi.
224 syf.
·
Puan vermedi
Hepimiz aynı gezegendeyiz ama hepimizin dünyası bambaşka. Ana karakterimiz Newton başka bir gezegenden belli amaçlar için dünyaya gönderilmiş biridir. Spoiler olmaması için amacını söylemiyorum. Okurken çok zeki ama bir o kadar saf bir karakterle karşılaşıyoruz. Neden saf çünkü çok ince detayları görebilmesine rağmen daha büyük bir tehlikeyi fark edemiyor. Tehlikenin adı insanlık. Hem de çok büyük bir tehlike sürekli olarak kendini yıkıma sürükleyen, gözünün önündeki değerleri görmeyen ve özellikle eğitim sanat ya da başka kültürel her hangi bir şeyi değil silah ve savaşı ön plana alan bir anlayış. Bu anlayışın adı insan olmak. Ana kahramanımız bu tehlikenin farkında olmadan kendini insanlığın içine bırakıyor. Toplumları düzeltmek isteyen insanlar hep kendilerini harcar ve sonunda bir şey yapamayacaklarını hisseder. Çünkü insanları değiştirmek belki evrenin en zor işidir. Ve yine bir çünkü... Çünkü o kişilerden daha üst bir kişi vardır ve o değişimi istemez. Bu üst kişi bu kitapta ABD hükümeti. Peki biz niye değişemiyoruz.
Dünya’ya Düşen Adam
Okuyacaklarıma Ekle
51
Semih
Dünya’ya Düşen Adam'ı inceledi.
224 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 40. kitap oldu. Öncelikle gerek bu sitede gerekse başka yerlerde Dünya'ya Düşen Adam ile ilgili olumsuz yorumlar yapıldığını gördüm. Bunun temel sebebi kitabın okurlar tarafından anlaşılamamış olması. Fakat kitabın anlaşılamamış olmasının sebebi, tabii ki yazarın beceriksizliği değil, tamamıyla okurun hazıra kolayca konma isteği... Yok öyle hemen, "armut piş, ağzıma düş." Tıpkı bu kitap gibi, sembollerle dolu olan ve yazdığından çok daha fazlasını anlatan birçok kitap, okurlar tarafından anlaşılamaması sebebiyle yerden yere vurulmuştur. Oysaki kitabı okumadan önce kitap hakkında yazılan birkaç yazıyı okusak veya kitapta geçen ve anlamadığımız sembolleri araştırsak sonuç böyle olmayacak. "Kitabı okumadan önce kitapla ilgili yazılar okunur muymuş hiç," diye itiraz etmeyin sakın. Elbette okunur. Hatta okursanız aldığınız lezzetin katbekat arttığını göreceksiniz. Şimdi kitabı biraz parçalarına ayırarak anlatmaya çalışacağım. Anlaması zor olan kitapları anlatmak da bir hayli zor oluyor; ama en azından kitabı okuyup da anlamayanlar ve benden sonra kitabı okumak isteyenler için bir yol haritası çıkarmam gerekiyor. Bu sebeple inceleme biraz uzun olacak gibi hissediyorum; ama ne yapalım elimizi taşın altına soktuk bir kere... --------------------------------------------------------------- Kitabın konusundan basitçe bahsetmek gerekirse, Thomas Jerome Newton isimli bir "uzaylı" Anthea isimli bir gezegenden Dünya'ya gelmiştir. Görünüm itibarıyla insanlara çok benzediği için ilk etapta Dünya'da hiçbir sıkıntı ile karşılaşmamıştır. Peki ama bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü? Newton'ın Dünya'ya gelmesindeki amacı nedir? Thomas Jerome Newton'ın gezegeni Anthea, nükleer savaşlar ve suyun neredeyse yok olması sebebiyle artık yaşanmaz hale gelmiştir. Anthealılar Dünya'nın da yavaş yavaş kendileri gibi yok olacaklarını görmüş ve hem Dünya'nın yok olmasını engellemek hem de kendilerini kurtarmak için Dünya'ya birini göndermiştir. İşte Newton da Dünya’da inşa edeceği uzay gemisini Anthea'ya gönderip üstün zekalı ırkını Dünya'ya getirecek olan kişidir. (Bu noktada şunu ifade etmem gerekir: İthaki Yayınları kitabın arka kapağında "Newton'ın amacı Dünya'da inşa edeceği uzay gemisiyle evine dönüp oradaki insanları yeni gezegenine taşımaktır." diye yanlış bir bilgi vermiş. Newton'ın Anthea'ya geri dönmek gibi bir amacı yoktur, kitapta da bu durum açık bir şekilde belirtilmiştir. Onun amacı uzay gemisini Anthea'ya göndererek oradakileri Dünya'ya getirmektir. Yani kendisi Anthea'ya geri dönmeyecektir.) --------------------------------------------------------------- Kitabın konusunun bu kadar bilinmesi yeterli. Şimdi gelelim, benim görebildiğim sembollere. Aslında semboller oldukça açık, görmek hiç de zor değil; ama dediğim gibi okurlar yazarın, "BAK BURADA SEMBOLLER KULLANDIM VE AMACIM SANA ŞUNU ŞUNU ANLATMAK," demesini bekliyor. Kitap, üç bölümden oluşuyor: -İkaros'un Düşüşü, -Rumplestiltskin (Okumaya çalışmayın, Thomas Jerome Newton'ın gerçek adı... Bu isim de bir sembol.), -İkaros'un Ölümü. İkaros mu? İkaros da kim? İnanın bu kitabı okuyana kadar ben de bilmiyordum; ama görünce hemen araştırdım. İkaros, Yunan mitolojisinde yer alan bir karakter. Tanrılarını kızdırdıkları için babası Deadalus ile birlikte bir labirente kapatılmışlar. Oğlu İkaros'un haline üzülen Deadalus labirentten kaçmaları için balmumundan kanatlar yapar ve İkaros'a çok alçaktan uçarsa denize düşeceğini, çok yüksekten uçarsa güneş ışınları yüzünden kanatlarını kaybedeceğini, bu sebeple kibirlenmeden dengeli olması gerektiğini söyler. Fakat İkaros uçmanın verdiği özgürlük hissiyle yükseğe uçmaya başlar. İkaros gökyüzünde tekrar kavuştuğu özgürlüğüne bakar, özgürlük duygusu içini kaplar ve gittikçe daha yükseğe çıkar. Yükselir, yükselir... Oysaki babası ona kibirli olma demiştir, yüksekten uçarsan kanatların erir ve düşersin demiştir. İkaros kendisini tanrılarla eş görme cesaretini göstermiştir ve yükseldikçe güneşe doğru, giderek ısınan ve gurur duyduğu balmumu kanatlarının erimeye başladığını fark edememiştir. Gözleri kibirden, gururdan ve hırstan adeta kör olmuştur. Neticede çok yüksekten uçtuğu için güneş, balmumundan kanatlarını eritmiştir ve hızla yere çakılmıştır. Diğerlerinden üstün olduğunu düşünmek, yere çakılmak için yeterli bir nedendir. İşte yazar Walter Tevis'in kitaptaki bölümlere İkaros'un ismini vermesi boşuna değildir. Kahramanımız Newton da tıpkı İkaros gibi kibrine ve hırslarına yenik düşmüştür. Dünya'ya gelmekteki amacını unutmuş ve zamanla içindeki düşmana yenik düşmüştür. İnsanlığı küçük görmüş, onları hafife almış ve kibrinin kurbanı olmuştur... --------------------------------------------------------------- Yine yazar kitapta ara ara uzaylı Newton'ın insanlara birçok açıdan fazlasıyla benzediğine değinmiş. Ara ara bunu yapmasının sebebi, aslında uzaylı Newton'ın içimizdeki herhangi bir insan(yabancı) olabileceğini vurgulamak istemesidir. Dünya'da kimlere "yabancı" deriz? İlla birine yabancı demek için uzaylı olması gerekmiyor. Okumak için başka bir ülkeye giden öğrenci de çalışmak için başka bir ülkeye giden işçi de bir yabancı olabilir... Hatta kendi ülkesi içerisinde anlaşılamayan ve diğer insanlardan kısmi farklılıkları olan insanlar da birer yabancı değil midir? Dolayısıyla her insan gittiği yerde veya anavatanında uzaylı Newton'ın yaşadıklarına benzer şeyler yaşayabilir. Böylece Walter Tevis, bir "uzaylı"nın gözünden Dünya'mızı ve insanlığı eleştirmek, hatta aşağılamak için çok iyi bir yöntem bulmuştur. Uzaylı Newton'ın insanlar ve Dünya ile ilgili gözlemlerini "içimizde yabancı bırakılmış" insanların gözlemleri ve düşünceleri olarak değerlendirmek de mümkün... --------------------------------------------------------------- Dikkatimi çeken bir diğer ayrıntı, insanlığın Newton'a zorbalıkla yaklaşması ve üstün zekalı olmasına karşın onun sözlerini kulak arkası etmeleriydi. İnsanlığın yok oluşunu engelleyebilecek olan Newton, insanlar tarafından kabul edilmemiş ve dışlanmıştır. İnsanların Newton'a zorla göz muayenesi yaparak gözlerini X ışınlarına maruz bırakması ve dolayısıyla Newton'ın muhteşem görüşünü kaybetmesi de "zorla görüş değiştirmelerinin, kendilerine benzetmelerinin" sembolik bir anlatımı. --------------------------------------------------------------- Kitabın 1976 yılında çekilmiş David Bowie’nin başrolde olduğu bir film uyarlaması da var. Fakat ne yazık ki internetten bulup da izleyemedim. Telif hakları ile ilgili bir takım sıkıntılar var sanırım. Araştırdığım kadarıyla kitap ile film arasında ciddi farklılıklar varmış. Yine de izlemek keyifli olurdu. Umarım bu yazdıklarım, benden önce kitabı okuyanların anlayamadıkları bölümleri anlamasını; benden sonra okuyacak olanlar içinse iyi bir yol haritası çizilmesini sağlar.
Dünya’ya Düşen Adam
Okuyacaklarıma Ekle
17
170
Tuğçe
Vezir Gambiti'yi inceledi.
336 syf.
Ekrana uyarlanmış kitapları hem okuyup hem izlemeyi severim.Bu kitapta yedi bölümden oluşan mini bir dizi.Dizi ve kitap arasında neredeyse hiç fark yok.Satranç oynamasını bilmeyenler kitapta yazan hamleleri diziyi izlediği zaman daha iyi aklında canlandıracaktır.(en azından bende öyle oldu) Sekiz yaşında yapayalnız kalmış Beth Harmon kaldığı yetimhanede satrança ilgi duymaya başlar.Okulun hademesiyle oynamaya başlar.Zaman geçtikçe kendini geliştiren Beth'in hedefi satrançta zirvedir artık. Sürekleyici,ilham veren mükemmel bir kitap.
Vezir Gambiti
8.4/10
· 914 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
17