Adı:
Kıyamete Bir Milyar Yıl
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
152
ISBN:
9786053754855
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Za Milliard Let Do Kontsa Sveta
Çeviri:
Hazal Yalın
Yayınevi:
İthaki Yayınları
"Strugatski Kardeşler'den biri Gogol'ün diğeri ise Çehov'un soyundan geliyor ama hiç kimse hangisinin hangisi olduğundan emin değil. Bu kitap kesinlikle harika."
-Ursula K. Le Guin-

"Türü bilimkurgu olsun ya da olmasın, bu kitap okuduğum en iyi, en etkileyici kitaplardan biri."
-Theodore Sturgeon-

"Fantastik olayları fantastik olmayan varsayımlarla nasıl açıklarsın?"

Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla "Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları" sıfatını hak eden yegâne ikili. Henüz taslak halindeyken sansürün hışmına uğrayan Kıyamete Bir Milyar Yıl ise yazarların en sıradışı ve aykırı romanlarından biri.

Bir astrofizikçi olan Dimitri Malyanov, kendisine Nobel Ödülü'nü kazandıracağına inandığı projesi üzerine yoğunlaşmak için ailesini Odesa'ya, eşinin annesinin evine gönderir.

Ancak bir sorun vardır; yalnız kalmasına rağmen sürekli rahatsız edilir. Önce içi votka ve havyar dolu bir kutu, ardından da mini etekli güzel bir kadın kapısında beliriverir. Bu ziyaretler, bilim insanı olan arkadaşlarının da geçerken uğramasıyla sonu gelmez bir hal alır. Hepsi de çok büyük bir keşfin eşiğinde olduklarını ama aniden dikkatlerinin dağıldığını iddia etmektedir.

Acaba karanlık bir güç, bilimsel gelişmeleri engellemek mi istemektedir? Yoksa tüm bunların daha doğal bir açıklaması mı vardır? Kıyamete Bir Milyar Yıl, edebiyatın "Sorun sende değil, kâinatta!" deme biçimi.
(Tanıtım Bülteninden)
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 11. kitaptı. Aynı zamanda Arkadi ve Boris Strugatski kardeşlerden okuduğum ilk kitap oldu. Yaptığım araştırma neticesinde Kıyamete Bir Milyar Yıl isimli bu kitabın henüz taslak halinde iken birçok ülkede sansüre uğramış olduğunu öğrendim ve hemen ilgimi çekti. Genelde bu tür sansüre uğrayan kitaplar çok değerli kitaplar oluyor.

Bilimkurgu roman olarak nitelendirilen bu kitapta, bilim insanlarının buluşlarının önüne kimlerin, hangi güçlerin geçebileceği ve tehdit oluşturacağı sorusuna cevap aranıyor. Ancak bu yönüyle bilimkurgu kitap olma özelliğini haiz olmadığını düşünüyorum. Çünkü romanın içerisinde bir kurgu bulunmasına rağmen bilimsel bir veri veya fikir yer almıyor. Bu haliyle de bilimkurgu roman demek yerine kurgu roman demeyi tercih ediyorum.

Kitabın ana karakteri, Dimitri Malyanov. Malyanov, astrofizikçidir ve yıldızlar arası maddeyle ilgili bir çalışma yapmaktadır. Çalışmasına daha iyi odaklanabilmek için karısı ve çocuğunu tatile gönderir. Fakat bu esnada etrafında anlam veremediği ve çalışmalarını yapmasını engelleyen bir takım tuhaf olaylar dönmeye başlar. Zira evde yalnız olmasına rağmen sürekli telefonları çalmaya başlar ve kapısının çalınmasıyla rahatsız edilir. Bir türlü çalışmasına odaklanamaz ve bir süre sonra aynı sıkıntının yalnızca kendi başına gelmediğini, bir takım bilim adamı arkadaşlarının da çalışmalarını engelleyen tuhaf olaylarla karşı karşıya olduğunu anlar. Kendisi gibi birer bilim adamı olan arkadaşlarıyla bir araya gelip bu sorunu tartışırlar. Karanlık bir gücün mü bilimsel gelişmeleri engellemek istediği yoksa tüm bunların daha doğal bir açıklaması olup olmadığı sorusu bütün kitap boyunca okuyucunun kafasını kurcalar.

Hızlı okunan ve keyifli saatler geçirmenizi sağlayan bir roman. Benim için öyle oldu açıkçası. Fakat sona erdiğinde, aslında yeteri kadar tatmin olmadığımı düşündüm. Bu yönüyle ve kafamda soru işaretleri bırakarak bitmesiyle diğer okuduğum bilimkurgu kitaplarının bir tık gerisinde kaldı.
İthaki Yayınları bilimkurgu klasiklerinin ikinci kitabı Kıyamete Bir Milyar Yıl. Arkadi ve Boris kardeşlerden okuduğum ilk kitap ayrıca. Klasikler kapsamında 3 kitap daha yayınlanmış Boris ve Arkadi kardeşlerden. Sırayla her birini okuyacağım, beni başka diyarlara götürüyor bu seri çünkü :)

Şimdiye kadar okuduğum üç bilimkurgu romanından da farklı geldi bana bu eser. Alıştığım bir tarz oluştu ve bunun dışına çıkmıştı yazarlar. Dolayısıyla bilimkurgu diye adlandırmak ne kadar doğru bu eseri, bilemiyorum. (Puanımın nedenlerinden biri budur.) Bir uzaylı ve uzay temasına rastlamıyoruz eserde ancak konu olarak gayet özgün ve dikkat çekici olduğunu söylemem gerek.

Konudan kısaca bahsedeyim; bir astrofizikçi olan Dimitri Malyanov en önemli projesi üstünde çalışmaktadır. Bu nedenle de ailesini uzaklara gönderip kendisi evde yalnız kalır. Ancak hiçbir şey umduğu gibi gitmez. Birbirinden tuhaf olaylar yaşamaya başlar Malyanov. Kendisi gibi bilim insanı olan arkadaşlarının da başına benzer şeyler gelir. Ve hepsi biraraya gelerek konu üstünde konuşmaya, beyin fırtınası yapmaya başlarlar. Bu olanların nedenini anlamak için uzun süren konuşmalar yaparlar.

Kitap baştan sona endişe, korku, şüphe ve tesadüflerden oluşmakta. Ben okurken bir an zaman kavramımı kaybettim :D Polisiye bir tarafı da bulunan eserde, okuduğum kitaplardaki karakterlerle ilgili cümlelere de rastladım. Sürükleyici, kolayca okunan ancak okunduğu kadar kolay hazmedilemeyen bir kitap Kıyamete Bir Milyar Yıl. Okura sorduğu soruların bir kısmının cevabını yine okura bırakmış yazarlarımız. Yani bir beyin fırtınası da okuyucuyu bekliyor.

Kapak tasarımı yine çok iyiydi, bilimkurgu klasiklerinin kendine özgü bir tarzının olması hoşuma gidiyor. Kitapların yanındaki ayraçlara da bayılıyorum. (Koleksiyonuma yeni ayraçlar eklemiş oluyorum bu sayede) Ama yine kelime hataları vardı, konu İthaki olunca artık buna alıştım demeliyim. (Puanımı etkileyen diğer neden ise kelime hataları.) Bunun dışında anlatımı yer yer heyecanlı ve merak uyandırıcı eseri beğeneceğini düşünüyorum okuyacakların. Serinin diğer kitapları ile devam :)

Benzer kitaplar

Kıyamete Bir Milyar Yıl klasik bir bilim kurgu kitabı değil. Daha çok felsefi bir roman. Klasik bilim kurgu kitaplarında yer alan uzaylılar bu kitapta görünmüyorlar. Hatta var olup olmadıkları da kitabın tartışma konusu. Kitapta 1970'li yıllarda Leningrad'da 5 bilim adamının başından geçen karmaşık ve gerilim dolu bir hikaye konu ediliyor ve bu 5 bilim adamı felsefi sohbetler yaparak bu olayı çözmeye çalışıyorlar. Kitapta tartışılan pek çok soru var ancak bunların cevabı verilmemiş. Bu nedenle kitabı özümsemek bir hayli zorlaşıyor. Yine de edebi açıdan çok güçlü ve okurken keyifli saatler geçirmenizi sağlayan bir eser.
Bana kalırsa, Arkadi ve Boris Strugatski kardeşler sadece Rus bilimkurgusunun değil Rus felsefesinin de önemli yazarlarından. "Pazartesi Cumartesiden Başlar"dan sonra keyifle okuduğum ikinci kitaplarıydı bu ve şunu söyleyebilirim ki, gerçekten değişik bir tarza sahipler. Önemli bir buluşun eşiğinde olan birkaç bilim insanı, çalışmaları esnasında değişik uyarıcılar tarafından dikkatlerinin dağıtıldığından yakınır. Bu durum basit bir tesadüften fazlası, hatta uzaylıların işi olabilir mi? Bakın, sizin de ilginizi çekti. Tavsiyemdir. =)
Kıyamete Bir Milyar Yıl, yer yer karmaşık anlatımı ve çoğu okuruna yetersiz gelen sonu nedeniyle kimilerine göre yetersiz bir roman. Ben, yetersiz yerine daha iyisi olabilirdi diyorum. Rus edebiyatının göze çarpan teknik özellikleri ile süslenmiş eser tempoyu yüksek tutarken bir yandan da gizemi dozunda veriyor.

Kitabın sonu üzerine bu kadar düşünülmesini yersiz bulacak değilim. Sonuçta bir eser girişiyle sonuyla bir bütün. Sonu bana yetersiz gelmedi, eser halihazırda vurgulamak istediği noktayı bana aşılamıştı. Kopukluklar ve bunların yanı sıra ilerleyen yoğun anlatım sonucu belli yerlerde dikkat dağınıklığı çektiğim oldu. Fakat kitaptan ne kadar kaynaklanıyorsa bir o kadar da benden kaynaklanıyor bu durum. Bu yüzden eksik bir nokta hissetmedim. Kitabın püf noktası şu ki; bilimkurgu üstü kapalı bir şekilde elinize geliyor ve ona dikkat etmek sizlere düşüyor. Belirtildiği gibi kitap, fantastik olayları fantastik olmayan varsayımlarla nasıl açıklayacağı üzerine bir yol izliyor. Bu sebeple etkileyici anlatımı sayesinde okurken bir yandan sorduğu soruları biz okurlara sorgulatıyor. Kitabın bilim insanları çevresinde geçmesi de sorduğu soruların kapsama alanlarını ve niteliklerini artıran bir unsur. İşte bu şekilde yalnızca okumuyor, bir yandan da sorguluyorsunuz.

Strugatski kardeşlerden okuduğum ilk eser oldu Kıyamete Bir Milyar Yıl. Kendileri hakkında yaptığım araştırmaya göre eserlerinde sürpriz son tercih etmediklerini gördüm. Kıyamete Bir Milyar Yıl'da da bu durum geçerli. Daha önce de belirttiğim gibi, vurgu noktasına çok önceden ulaşan ve bu nokta üzerindeki merakı akıcı cümlelerle canlı tutan eserin sürpriz bir sona ihtiyacı zaten yoktu. Yapabileceğim öneri, bilimkurgu konusunda fikir sahibi olmadan, belli klasikleri okumadan direkt olarak bu eserden başlamamak gerektiği yönünde.
Bilim kurgu kitaplarının vazgeçilmezi olan uzay ve teknoloji unsurları bu kitapta yok. Her şey bir varsayımdan ibaret. Bu açıdan farklı (felsefik) bir bilim kurgu okuma deneyimi ile karşı karşıya kalmak güzeldi.

Kitap, astrofizikçi olan Malyanov'un üzerinde çalıştığı ve Nobel ödülü almayı planladığı bir projenin bitime doğru gelişen tuhaf olayları konu alıyor. Malyanov çalışmasına odaklandığı anda çalan kapısı yüzünden tüm dikkatini kaybediyor. Davetsiz misafirleri ile baş etmeye çalışırken; kendisi gibi bilimle uğraşan arkadaşlarından da aynı şikayetleri duymaya başlıyor. Kitabı okurken neler yaşandığını sorgulayan bilim adamlarının varsayımlarına, kaygılarına, korkularına ve meraklarına ortak oluyorsunuz. Kitabın en ilginç yanı ise tartışılan birçok konuya açıklık getirilmemesi. Kitap için kesin bir son ile biliyor demek yanlış olur. Aslında kitabın arka kapak yazısında yer alan “ sorun sende değil, kâinatta” sözü kitabın bitiş cümlesi olmaya çok uygun.

Kitabın henüz taslak halindeyken sansürlenmesi de ilginç bir detay. Boris Strugatski kitabın sansürlenme sebeplerini sonsöz olarak okuyucularıyla paylaşmış; “ başarıyla atlattığımız tatsız bir durumu hatırlamaktan daha keyifli bir şey yoktur.“ sözleri ile kitabı noktalamış. Sansürün ortadan kalması ve kitabın bize kadar ulaşması; bilim kurgunun felsefik olarak satırlara yansıtılması da göz önüne alınırsa, biz okuyucular için büyük bir kazanç olmuş.

Bu kitabı kısaca yorumlacak olsaydım; 152 sayfa ile tadı damakta kalan, Rus yazarların o güzel anlatımı ile okuma keyfini üst seviyelere taşıyan bir bilim kurgu kitabıydı şeklinde tanımlamak yerinde olurdu.

Eğer bilim kurgu okumayı seviyorsanız, Kıyamete Bir Milyar Yıl’ı okuma listenize eklemenizi tavsiye ederim.
İnceleme blogumdan alıntıdır. https://goo.gl/GfPnZ6
Kitap hakkında yeterince inceleme yazılmış, benim ekleyebileceğim fazla bir şey yok. Ama bana hatırlattığı bir kaç film var. Biri ismini hatırlayamadığım (sanırım Dünyalı gibi bir şeydi.) Bir grup entellektüel bir dağ evinde insanlık tarihini ve önemli olayları tartışıyorlardı. Bu kitap da böyle bir anlatıma sahip. Olayları kendi aralarında konuşuyor karakterler. Bir diğer film ise 80lerde çekilmiş bir Sovyet filmi olan Garaj. Aynı şekilde yirmi kişi son garajı kimin alacağını belirlemek için bir mekanda toplanıyorlar ve olaylar gelişiyor. Nedense bu kitabı okurken hep böyle bir ortam ve oyuncuları canlandırdım zihnimde. Hafif çakırkeyif, yaşı geçkince, endişeli, biraz sakar ve ürkek bir grup adamın zaman zaman komik durumlarla olayları anlatması hazır bir film senaryosu gibiydi.
"Fantastik olayları fantastik olmayan varsayımlarla nasıl açıklarsın?"
Kıyamete Bir Milyar Yıl, çok sevdiğim bilimkurgu edebiyatının en seçkin örneklerinden birisi. Devamlı düşünmeye ve sorgulamaya itiyor insanı. Doyurucu diyaloglarla bezeli. Kitaba hakim olan gizem, karakterle birlikte sizin de mantığınızı bolca çalıştırıyor. Onlarla birlikte gizemleri çözüp bir çıkar yol bulmaya çalışıyorsunuz. Kitaptaki karakterler sizden daha çok şey bilmiyor, bu yüzden birlikte akıl yürütüyorsunuz. Kitabın en çok bu özelliğini sevdim. Bir de Strugatski kardeşlerin mizahın ve kurmaca-absürd olayların arasına gizlediği yoğun sistem eleştirilerini. Ki aynı eleştiriler Kıyamete Bir Milyar Yıl'ı daha taslak halindeyken sansürün kurbanlarından biri yapmıştır. Bolca akıl yürütmeye sevk etmesi, hayal & düşünce dünyanıza yaptığı katkı ve ince mizaha bürünmüş haliyle çok yüce bir türdür şu bilimkurgu.
Arkadi ve Boris kardeşler'e ait okuduğum ilk kitap Yokuştaki Salyangoz'du. Aradan geçen sekiz on yılın ardından, bugün, o kitaba dair anımsadıklarımın ne kadar az olduğunu görüyorum. Bu belleğimin işlevsizliğiyle ilgili değil (bu konuda belleğim okuduğum her bir kitabın sadece ana karakterlerini değil, yan karakterlerini de isim isim anımsayabilecek kadar iyi olmuştur hep), ne de kitabın kötü bir kurgusu olduğuyla.

O dönemde, bu kitabı kendimi "vererek" okumamıştım; bilimkurgu türü benim için yeniydi ve kitabı oldukça tuhaf bulmuş, açıkçası beğenmemiştim. Bir tür ödev duygusuyla (ki bunun saçmalığını şimdi anlıyorum) okumuştum. Okumuş olmak için okumak.. Kitabı tekrar elime aldığımda, o kitabın müthiş kurgusu karşısında afalladım bunca yıl sonra.

Bu ikinci okuma, bana bu yazarların eserlerine yeniden eğilme gerekliliğini hissettirdi. İyi bilinen kitaplarından olan "Kıyamete Bir Milyar Yıl" kurgusuyla ve diliyle, şahane bir kitap.

Kısaca konudan bahsetmek gerekirse:

Kendisine Nobel ödülü kazandıracağına inandığı bir konuda çalışan bir astrofizikçi, bu çalışmasını tamamlamasına yaklaşırken, kah gizemli bir kadın, kah arkadaşları, kah bilinmeyen kişilerin telefonları tarafından zihni dağılmaktadır. Bu çalışmayı tamamlamaması için herkes söz birliği etmişçesine kahramanımızın evine üşüşür. Acaba bu çalışmadan haberdar olanların bunu engellemek için bilinçli bir çabası mı söz konusu, yoksa bilinmeyen birtakım güçlerin işi mi bu?
İthaki Bilimkurgu Serisini okudukça serinin diğer kitaplarını da bir an önce okumak istiyor insan..
Her kitap insanı farklı olaylara , varsayımlara, beyin fırtınası yaptırmaya yönlendiriyor.

Bu kitap da tam bir bilimkurgu olmamakla birlikte, bilimkurgu özelliğini alt vurgularla veriyor. Ve bu vurgular bir varsayım üzerinde gelişiyor. Bu da tam anlamıyla insanı farklı şekilde düşünmeye yönlendiriyor.

Bilimsel gelişmeler üzerinden çalışan Dimitri Malyanov ve arkadaşları , kaynağı belli olmayan bazı güçler tarafından engellenmektedir. Bu engellemeler dünya dışı varlıklardan mı kaynaklanıyor yoksa onların bu çalışmalarını çekemeyen kişiler tarafından mı ? Tamamen bu varsayımlar üzerine gelişen olaylar...

Bilimkurgu klasikleri okumaya devam ...
Ilk kez bir rus bilimkurgusu okudum. Keyifli ve güzel bir eserdi. Genelde ruslar eserlerinde insan odaklı olduklarından bilimkurguda ise insan odaklı olmalı ilginç geldi. Hani çoğu bilimkurgu eserlerde olan ya da olacak etmenler gelişim ve ilerle sonucunda gerçekleşen olaylar irdelerken bu bilimkurgu eserde ise gelişim ilerleme zaten oluyor fakat sen zerre kadar bir etkin var yinede büyük bir etki her ne kadar kendini basit ya da ıleri görüşlü ya da egolu egosuz gir sende ki eserde kahramanın duygu ve düşünceleri vardı aynı bir rus klasik okur gibi okuma keyfi fakat daha bilimsel daha geniş çaplı bir konu... Keyifli okumalar...
Bir bilim adamının kendisini çalışmalarına verme gayreti içinde başına gelenleri anlatan ve aslında insanı kendisinden/hayatından alıkoyan şeyler hususunda yakın çevresini hedef tahtasına oturtan; bana göre bazen de sıkıcı gelebilen orta halli bir bilimkurgu. Orwell'dan ve H.G.Wells'ten sonra beklentimin yüksek olması bunda büyük bir etken diye düşünüyorum.
Tanrı’yı reddettik, ama destek olmadan, mitlerden bir koltuk değneği olmadan kendi ayaklarımız üzerinde duramıyoruz hala. Ama durmalıyız! Bunu öğrenmeliyiz!
Belki de, Newton’un kutsal kitaptaki 'Kıyamet’i açıklamaya kalkması, Arşimet’in de sarhoş bir asker tarafından öldürülmesi tesadüf değildir.
Ve hepimizin de bildiği gibi, başarıyla atlattığımız tatsız bir durumu hatırlamaktan daha keyifli bir şey yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kıyamete Bir Milyar Yıl
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
152
ISBN:
9786053754855
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Za Milliard Let Do Kontsa Sveta
Çeviri:
Hazal Yalın
Yayınevi:
İthaki Yayınları
"Strugatski Kardeşler'den biri Gogol'ün diğeri ise Çehov'un soyundan geliyor ama hiç kimse hangisinin hangisi olduğundan emin değil. Bu kitap kesinlikle harika."
-Ursula K. Le Guin-

"Türü bilimkurgu olsun ya da olmasın, bu kitap okuduğum en iyi, en etkileyici kitaplardan biri."
-Theodore Sturgeon-

"Fantastik olayları fantastik olmayan varsayımlarla nasıl açıklarsın?"

Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla "Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları" sıfatını hak eden yegâne ikili. Henüz taslak halindeyken sansürün hışmına uğrayan Kıyamete Bir Milyar Yıl ise yazarların en sıradışı ve aykırı romanlarından biri.

Bir astrofizikçi olan Dimitri Malyanov, kendisine Nobel Ödülü'nü kazandıracağına inandığı projesi üzerine yoğunlaşmak için ailesini Odesa'ya, eşinin annesinin evine gönderir.

Ancak bir sorun vardır; yalnız kalmasına rağmen sürekli rahatsız edilir. Önce içi votka ve havyar dolu bir kutu, ardından da mini etekli güzel bir kadın kapısında beliriverir. Bu ziyaretler, bilim insanı olan arkadaşlarının da geçerken uğramasıyla sonu gelmez bir hal alır. Hepsi de çok büyük bir keşfin eşiğinde olduklarını ama aniden dikkatlerinin dağıldığını iddia etmektedir.

Acaba karanlık bir güç, bilimsel gelişmeleri engellemek mi istemektedir? Yoksa tüm bunların daha doğal bir açıklaması mı vardır? Kıyamete Bir Milyar Yıl, edebiyatın "Sorun sende değil, kâinatta!" deme biçimi.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 106 okur

  • Arees
  • İlyas ÇİÇEK
  • Halim Ayatar
  • Ersin Bayyer
  • Büşra Şahin
  • Ceyhun Tansu Ebinç
  • Mustafa Bostancı
  • Faruk
  • ceren ormanda
  • Zeynep Okçu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.2
14-17 Yaş
%6.1
18-24 Yaş
%26.5
25-34 Yaş
%36.7
35-44 Yaş
%18.4
45-54 Yaş
%2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%34.7
Erkek
%65.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.8 (1)
9
%14 (8)
8
%35.1 (20)
7
%24.6 (14)
6
%19.3 (11)
5
%5.3 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0