Insan yatakta karşı taraftan haz, mutluluk ve kendinden geçiren bir coşku değil, o güne dek aşk dakikalarında bile üstü yalan ve kibirle örtülmüş, basit ve ciddi gerçeği bekliyor..yeterince yaşlandığında her yerde gerçeği arıyor, dolayısıyla yatakta, aşkın fiziksel alanında da. Karşı tarafın güzel olması önemli değil, insan bir süre sonra güzelliğini görmüyor, muhteşem, heyecan verici, zeki, tecrübeli, meraklı, arzu uyandırıcı ve cömert olması da. O zaman ne mi önemli ? Gerçek. Tıpkı edebiyatta ve insana dair bütün konularda olduğu gibi: Kendiliğindenlik, içtenlik, kendini hiçbir hedef ve maksat gözetmeksizin zevkin o harika hediyesiyle şaşırtmaya hazır olma ve bir yandan da bencil olsan ve bir şeyler elde etmek istesen bile, plan yapmadan ve hırsa kapılmadan vermeye hazır olma; adeta dağılıp giderek, farkında olmadan.
-ona hicbir sey soylemeyecegime dair yemin ettim.
+”iyi” dedi, nasil olsa ogrenecek.
-kimden?
+Sizden. Insan böyle bir konuda sessiz kalamaz. Konuşmak ya da sessiz kalmak sadece ağızla değil, aynı zamanda ruhla da yapılır.
Fakat insanın hayatta, imkansız, anlamsız ve akıl almaz olanın gerçekte sıradan ve bir o kadar basit olduğunu kavradığı anlar vardır. Birdenbire hayatın mekanizmasını görürüz: Önemli saydığımız figürler gömülüp gider, arka plandan başkaları, hakkında net bir şey bilmediklerimiz öne çıkar ve aniden, ortaya çıktıkları anda idrak ederiz ki biz onları bekliyormuşuz, onlar da tüm kaderiyle bizi