Erotik ilişkiler bütün bir yetişkinlik hayatını doldurabilir. Ama, eğer bu hayat çok daha uzun olsaydı, fiziksel gücün çökmesinden de önce, bıkkınlık tahrik olma kapasitesini boğmayacak mıydı? Çünkü birinci, ikinci, yüzüncü, bininci ya da on bininci sevişme arasında son derece büyük bir fark var. Tekrarın gülünçleştiği, hatta olanaksızlaşmasa da kalıplaştığı uç sınır nerede bulunuyor? Ve bu sınır aşıldığında bir kadınla bir erkeğin aşk ilişkileri ne olacak? Yok mu olacak? Yoksa, tersine, aşıklar hayatlarının cinsel dönemini, gerçek bir aşkın barbar tarih öncesi olarak mı kabul edecekler?
Muhtemelen aşk kavramı (büyük aşk, biricik aşk) da, bize verilen zamanın dar sınırlarından doğdu. Eğer, bu zaman sınırsız olsaydı, Josef ölen karısına bu derece bağlı kalır mıydı?
Erkenden ölmek zorunda olan bizler, bu konuda hiçbir şey bilmiyoruz
Insan yatakta karşı taraftan haz, mutluluk ve kendinden geçiren bir coşku değil, o güne dek aşk dakikalarında bile üstü yalan ve kibirle örtülmüş, basit ve ciddi gerçeği bekliyor..yeterince yaşlandığında her yerde gerçeği arıyor, dolayısıyla yatakta, aşkın fiziksel alanında da. Karşı tarafın güzel olması önemli değil, insan bir süre sonra güzelliğini görmüyor, muhteşem, heyecan verici, zeki, tecrübeli, meraklı, arzu uyandırıcı ve cömert olması da. O zaman ne mi önemli ? Gerçek. Tıpkı edebiyatta ve insana dair bütün konularda olduğu gibi: Kendiliğindenlik, içtenlik, kendini hiçbir hedef ve maksat gözetmeksizin zevkin o harika hediyesiyle şaşırtmaya hazır olma ve bir yandan da bencil olsan ve bir şeyler elde etmek istesen bile, plan yapmadan ve hırsa kapılmadan vermeye hazır olma; adeta dağılıp giderek, farkında olmadan.