Ahmak Wilson'ın Trajedisi'ni dinlerken hemen fark edilen şey, metnin bir hikâye anlatmaktan çok bir düşünce alanı kurduğu. Yazar, karakterleri tek tek sahneye çıkarıp onlara aynı soruyu farklı açılardan sorduruyor: İnsan iyiliği nereden öğrenir? Bu bir mizaç meselesi mi? Yetiştirilme biçiminin yavaşça şekillendirdiği bir alışkanlık mı? Yoksa statünün, çevrenin ve toplumun baskısıyla biçimlenen bir görünüş mü? Romanın bütün omurgası bu sorunun çevresinde dönüyor. Bu yüzden tek bir kahramana ihtiyaç duymuyor; birçok insanın zihninden süzülen düşünceler aynı gövdeyi besliyor.
Benim hissettiğim Platon’un “boş levha” düşüncesine yakın bir sezgi dolaşıyor metnin içinde. İnsan dünyaya belli bir çerçeveyle geliyor ama o çerçevenin içini dolduran, temas ettikleri. Romandaki karakterlerin ufak tefek seçimleri, büyük yanlışları veya küçük doğruları birbirine eklendikçe insanın nasıl şekillendiğine dair sessiz bir anlatı çıkıyor ortaya. Hikâyeyi dinlerken “neden kimse öne çıkmıyor?” hissi de bundan; çünkü burada esas olan bireyin yolculuğu değil, insan doğasının kalabalık içindeki akışı.
Ve Ahmak Wilson'ın Takvimi: Wilson gizlice "tuhaf" bir yıllık üzerinde çalışır ve bizde Hakim sayesinde bu yıllıktan haberdar oluruz: İroniye süslenmiş gösterişli bir felsefenin eklendiği takvim. Ama o ironi çevresindeki insanların algısına göre değildir —bazen sizde hissedersiniz çevrenizdeki insanlar yüzünden sığ düşüncelere sahipmişsiniz gibi...
Bu takvim parçaları tam da Wilson’ın trajedisini görünür kılan şey. Her biri ince bir zekânın, hafif alaycı bir karamsarlığın ve toplumu dışarıdan seyreden birinin sessiz sezgisinin kokusunu taşıyor. Bunlar, kaba bir güldürü değil; alttan alta sızan bir ironiyle örülmüş küçük aforizmalar. Yani Wilson’ın dünyayı nasıl duyduğunu, nasıl tarttığını, nereden baktığını ele
“Sana güvenmek benim için büyük bir şey, Charlie. Ve senden de aynı şeyi yapmanı istiyorum. Seni hiçbir şey yapmaya zorlayamam. Ama konuya benim açımdan bakabileceğini umdum. Yaptığın şey bu, değil mi? Kitap okurken? Her şeyi başkalarının gözünden görmek?“