Bir kitap, insanın hayatını değiştirebilir… ben buna inanırım.
Ama sadece, anlamayı bilenler, derinleşebilenler için. Bir kelime ya da küçücük bir cümle; her şeyin yerini tutabilir. Öyle kitaplar vardır ki gözünüzdeki perdeyi bir anda kaldırır ve o andan itibaren bir daha asla eskisi gibi olamazsınız.
Kitabın ön sözünde şöyle bir detay geçiyor: Joyce’un Nora’ya yazdığı mektuplardan sadece biri, içeriği bir yana, tam 240 bin 800 İngiliz sterlinine satılmış ve geçen yüzyılın en yüksek fiyata satılan mektuplarından biri olmuş. Ben TL’ye çevirmiyorum, ülkemizde döviz kuru çok oynak.
Nora'ya Mektuplar kitabında James Joyce’un Nora’ya yazdığı 52 mektup var. Siz o fiyatlara çıkmadan, çok daha uygun bir bütçeyle birçok mektuba ulaşabiliyorsunuz.
Mektupları okurken çok şeyi sorguladım. Çünkü okumaya başlamadan önce ne kadar mahremin içine gireceğinizi doğal olarak bilmiyorsunuz. Ama bir noktadan sonra yalnızca iki insanın ilişkisini değil, resmen yatak odalarını, en uç fantezilerini, korkularını, kıskançlıklarını, kırılmalarını da görmeye başlıyorsunuz. O kısımlar üzerine uzun uzun konuşmayacağım tabii. Herkesin neşrebi kendine.
Benim için asıl çarpıcı olan şey, böylesine entelektüel, düşünen, sorgulayan bir sanatçının ne kadar hayvani duygularla yaşayabildiğini görmekti. Joyce’un eserlerini yazarken arka planda nasıl bir zihnin çalıştığını, nasıl arzularla, korkularla, saplantılarla boğuştuğunu görmek çok değerliydi. Aşk mı, bağlılık mı, saplantı mı, yalnızlık mı? İnsan okurken bunların hepsini tek tek sorguluyor.
Bir de Nora’nın mektupları elimizde yok. Ama Joyce’un verdiği cevapların arasındaki kırıntılardan, Nora’nın neler yazmış olabileceğini tahmin etmeye çalışmak bile başlı başına ayrı bir okuma deneyimine dönüşüyor.
Joyce’un sanatçılığına zaten söylenecek bir şey yok. Ama bu mektuplarda insan şunu da görüyor: İnsan kendini ne kadar geliştirirse geliştirsin, içindeki hayvandan tamamen kurtulamıyor. Zincirlerini kırdığını sanarken bile başka zincirlerin içinde yaşamaya devam ediyor. Joyce gibi bir zihni, zincirlerini kopardığını düşünürken bile başka zincirlere vurulmuş halde