Hep seni düşünüyorum. Geceleri yatağa girmek benim için bir işkence. Kafamın içinde dolanan şeyleri bu kağıda yazamayacağım. Arzunun deliliğini. Seni görüyorum yüzlerce duruşunla; tuhaf, ayıp, el değmemiş, süzgün. Kendini bana ver sevgilim kavuştuğumuzda, her şeyinle, her şeyinle. Tüm kutsal şeyleri, başkalarından saklanmış olanları, özgürce bana vermelisin. Bedeninin ve ruhunun efendisi olayım.
Mektuplarda ne kadar boş sözler söylemeye başladığımı görüyorsun. Yine de ne diye sözcüklerden utanayım ki? Neden ben de kalbimin sana seslendiği şekilde seslenmeyeyim? Eğer senin adın olmayı hak edecek kadar narin bir sözcük yoksa, beni ne alıkoyar?
Sesinden başka hiçbir şey duymuyorum. Kulaklarımda “canım” diyen sesin, aptal gibiyim. Bugün, soğuk bir şekilde yanlarından ayrılarak, iki kişiyi kırdım. Duymak istediğim senin sesin, onlarınki değil.