İnsanoğlunun tarih boyunca gelişimine bir bakış attığında, bir şeylerin kaybedilmiş olduğunu hissetmekten kendisini alıkoyamıyordu. Öyle çok şey feda edilmişti ki! Hem de ne küçük amaçlar uğruna! Çılgınca ve istemli yok saymalar, öz varlığın maruz bırakıldığı canavarca işkenceler ve özveriler… Bunların hepsinin kökeninde korku vardı ve sonuçta insanoğlu cehalete nedeniyle, hayalinde canlandırdığı o ürkütücü rezillikten çok daha korkunç bir alçalma ile karşılaşmış ve doğa o muhteşem ironisi ile, toplumdan kaçanları vahşi hayvanlarla beslesinler diye çölü sürmüş ve kırların hayvanlarını da arkadaşlık etsinler diye keşişlere vermişti.
Genç adam dünyanın yaşadığı tüm ruh hallerini kendisinde toplamaya çalışıyor ve bilge kişilerin bu ruh hallerindeki doğal isyanları hâlâ günah olarak tanımlamalarında da, zahiri bir şekilde feragat edilen şeyleri erdem olarak görme budalalığından da aynı şekilde hoşlanıyordu.
Altın kadar değerli olan günlerinizi can sıkıcı insanları dinleyerek, başarı şansı olmayan insanları geliştirmeye çalışarak ya da hayatınızı cahillere, sıradan ve bayağı kişilere adayarak bol keseden harcamayın. Bütün bunlar çağımızın hastalıklı amaçları ve yapay idealleridir.