Yani şu kitabın önerildiğini o kadar çok görmüştüm ki merakımdan dayanamayıp aldım. Ne yazık ki hiç beklediğim gibi çıkmadı. Anlatımı çok zayıf buldum, karakterler derinliği zaten yok. O kadar zenginliğin, şatafatın içinde şımarık, deli ve saf kötü sandığımız kadın karakter ve onun kocası olan üç cümlede bir inanılmaz yakışıklı olduğu vurgulanan anlayışlı, kibar, centilmen adeta kusursuz erkek karakter.. zaten ne kadar müthiş biri olduğunu o kadar çok kafanıza vura vura anlatıyor ki sonunu tahmin etmesi çok zor olmuyor. Yine de sonunda iki kadın karakterin adama hazırladıkları sondan bi tatmin olmadım değil. Hiç sürükleyici değildi diyemem ama müthiş ters köşelerle dolu inanılmaz bir kitap falan değildi yani, yazım dili o kadar kötüydü ki konusundan çok anlatımından rahatsız oldum diyebilirim. Kitapları yarım bırakmaktan hoşlanmadığım için bir an önce bitsin diye kısa sürede okuyup bitirdim. Psikolojik gerilim sevenler eğer ellerinde varsa bir şans verebilirler sonuçta herkesin beğenisi farklı ama benim için kimseye alması için tavsiye edeceğim bir kitap olamadı maalesef.
Bir istasyon, bir tren, farklı zamanlarda yapılan ama birbiriyle bağlantısı olan üç yolculuk, sevgiden mahrum bırakılmış çocuklar, yüzleşilen travmalar, nesilden nesile aktarılan bir sevgisizlik ve yalnızlık hikayesi..
Oskar, Harriet ve Yana'nın yaptığı bu yolculuklar hem kendileriyle yüzleşmelerini hem de geçmişi aydınlatmalarını sağlıyor. Her bölümde üç farklı yolculuğun hikayesi birbirlerine bağlanıyor ve sizi daha fazla hüzünlendiriyor.
Son sayfasına kadar merakla okuduğum ama geçtiğim her sayfada da bir o kadar bitmesini istemediğim bir kitap oldu Malma İstasyonu. Yer yer Harriet’a kızdığım anlar olsa da sonu beni derinden etkiledi. Bu dünyada kendisinin de var olduğunu sürekli kendine hatırlatmak zorunda kalmış bir çocuk o.
"Hadi tekrarla. Yalnız değilsin."