"Umut zararlıdır. Çünkü gelecektir. Tutulamaz. Beklentiyi ve hayal kırıklığını birlikte çağırır. Hırsı doğurur. Bir serap gibidir. Bu sözleri neden söylemek istemiştim; çünkü hiçbir umudum olmadan yaşarken bile son ana kadar, ölürken bile bir şekilde yaşamak istedim ama bunun tek nedeni sendin, Dam. Umutsuz bir dünyada yaşayabilirdim ama sensiz bir dünyada yaşamak istemedim. Ölüm sensiz bir dünyaydı ve bu yüzden gerçekten ölmek istemedim."
"Insan nedir?
Gu'yu yerken düşündüm. Ben bir azılı suçlu muyum? Bir psikopat mıyım? Sapkın bir cinsel dürtünün sahibi miyim? Bir şeytan mı, bir barbar mı, bir yamyam mıyım? Hiçbir kategori beni bütünüyle içine alamıyordu. Öyleyse ben insan mıyım? Çocuklar, eşyaya bile kişilik atfeder; yetişkinler ise insanı bile eşya gibi görür."
"Yeniden ayrılırsak, ömrüm boyunca Gu'yu beklerdim. Nerede, ne yaptığını bile bilmeden. Bir gün yeniden karşılaşacağımıza dair en ufak bir vaade tutunmadan. Ayrılırsak, belki Gu'nun dediği gibi iyi biriyle tanışır, evlenir, çocuk yapar, ev alır, öyle yaşardım. Ama yine de mutsuz olurdum. Çünkü Gu'yu kaybederek elde edilmiş bir hayat olurdu bu. En küçük bir talihsizlikte bile Gu'dan ayrıldığım için cezalandırıldığımı düşünürdüm; azıcık mutlu olduğum anlarda Gu aklıma gelir, o mutluluğu görmezden gelmeye çalışırdım. Mutsuzken de mutluyken de Gu'yu düşünerek yaşardım. Böyle bir hayat istemiyordum. Gu'yu düşünerek yaşamak istemiyordum. Gu'yla birlikte yaşamak istiyordum."
"Savaşın ortasında doğup, savaştan, başka bir şey görmeden ölenler vardır. Yoksul koşullarda açlıktan ve hastalıktan ölen çocuklar vardır. Salgınların kol gezdiği yerlerde çaresizce can verenler, atalarının savaşlarına sürüklenip ömür boyu mülteci olarak yaşayanlar vardır. Savaş da hastalık da bir tercih meselesi değildir."