Modern Hristiyanların pasif ve ütopik bulduğu dağ vaazı üzerine detaylı bir inceleme bu kitap. Yazarın hem dönemin koşullarını, toplumunu anlatması Hem de vaazın her türlü detayını incelemesi ve en sonunda Hz İsa'ya karşı gerçek bir anlama kapasitesi sunması çok etkileyiciydi. Başta dediğim gibi yazarın yorum kısmına gelene kadar genel Hristiyanlığın bu vaaza bakışını okuduğumda çok sinirlendim ve Hz İsa'nın mesajını anlamadıklarını düşündüm. Çünkü bana göre son dönemde okuduğum ütopik kitapları düşünürsem, Thomas More gibi, Gregory Petrov gibi ve hatta Erich Shceurmann gibi değişik ütopyalar yazmış, bunların gerçekleşebilirliğine inanmış ve böyle bir toplum ümit etmiş insanların varlığını düşünerek, bunların dünya genelinde, Hristiyanlık genelinde, takdir gördüklerini düşünerek vardığım noktada Hz. İsa'nın dağ vaazının pasifizimi temsil ettiğini ve ütopik olduğunu iddia etmeleri çok komik geldi. Çünkü sembolik ve edebi bir dille, çok güzel bir şekilde eşitlik, riya, uhrevilik gibi birçok dinin temel prensibi sayılabilecek konuları ele alırken ve bunlar konusunda yine birçok düşüncede, dinde gördüğümüz Kemale eren insan, Olan insan, Kendini gerçekleştiren insan gibi tanımlanan "insan" figürünün özelliği olabilecek kadar erdemli bir bireysellik çizmiş oluyor Hz. İsa bize. Şimdi diyecek olursanız ki Hz. İsa'nın vaazından bireysellik olarak bahsediyorsun ama ismini verdiğin yazarlar toplumsal bir tablo çizmiş yazarlar, haklısınız. Lakin şu soruyu da es geçmemek lazım, birey değişmeden toplum değişir mi? Şahsımca ve yazarın en sona eklediği vaaz yorumu kısmında ki düşüncelere dayanarak, ben bu vaazı hem bireysel anlamda hem de toplumun geleceği anlamında çok başarılı devrimsel bir hareket olarak kabul ettim. Hz. İsayı bir devrimci olarak addetmekten hiç çekinmem. Getirdiği