Peyami Safa, kendi kendini yetiştirmiş yazarlardandır. İlk romanlarında sola yakın görüşler taşıyan yazar, bir hastanın psikolojisini yansıttığı “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” adlı romanını Nazım Hikmet’e ithaf etmiştir. 1922-1939 yılları arasında yazdığı “Mahşer”, “Şimşek”, “Fatih Harbiye”, “Biz İnsanlar” adlı romanlarında Doğu-Batı sorununu karakterlerle somutlaştırarak işlemiştir. Bu romanlarında ruhsal durumları çözümlemede, kurguda, dilinin kıvraklığında, anlatım tekniklerinde başarılı bulunurken düşünceyi öne çıkarması nedeniyle eleştiriler almıştır. Yazarın gerçekçi roman çizgisi “Matmazel Noraliya’nın Koltuğu” ile mistisizme yönelmiştir.
“Gençliğimiz” adlı ilk uzun hikâyesini 1922 yılında yayınlayan yazar, para kazanmak amacıyla yazdığı kitaplarında “Server Bedi” adını kullanmış, bu adla pek çok kitap yazmıştır. Bunlar arasında en sevilenler “Cingöz Recai” adlı seri romanları olmuştur.
Peyami Safa, gazeteci olmasına rağmen asıl ününü tezli romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarında olaydan çok tahlile önem vermiştir. Toplumdaki ahlak çöküşünü, medeniyetin yarattığı bocalamayı, nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı dile getirmiş, zıt kavramları, duygu ve düşünce çatışmasını ustaca işlemiştir.
Yazar, estetik ve sosyal bilimlerin her dalında bilgi ve görüş sahibidir. Bu alanlardaki Doğu ve Batıdaki gelişmelerini izleyerek makale, fıkra ve romanlarında kullanmıştır. Zayıf bir bünyeye sahip olan yazarın romanlarındaki karakterleri de ruh dünyaları zengin ama bedenleri zayıf yapıdadır.